1 Eylül 2015 Salı

Balea More Blond Saç Açıcı Seri

Herkese merhaba!

Yaz başında gerçekleşen Bulgaristan tatilimde yaptığım alışverişleri sizlerle buradan ve Instagram hesabımdan paylaşmış, ancak yoğun okul dönemim nedeniyle ayrıntılı olarak blogta inceleyememiştim. Bu nedenle bu haftayı, "Bulgaristan alışverişlerim" haftası ilan etmeye karar verdim, bugünden itibaren her gün farklı bir ürünle blogta olacağım. İlk yayını da en çok merak edilen ürüne ayırmak istedim; Balea More Blond Saç Açıcı seri.


Balea ürünleri, bizim ülkemizde Rossmann'larda Isana olarak satışta, fakat benim yaşadığım şehirde Rossmann olmayışı sebebiyle daha önce bu marka ile tanışmamıştım. Bulgaristan'da "dm" markette rastlayınca hemen aldım, ki zaten bu serisi bizim ülkemizde yokmuş. Daha önce John Frieda'nın Go Blonder serisini merak etmeme rağmen, hem boyalı saça uygulanamayışı hem de fiyatları yüzünden tercih etmemiştim. Fakat bu serinin arkasında yazan Bulgarca ibareleri kuzenime okuttum ve boyalı saça uygulanamayacağıyla ilgili birşey yazmadığını söyledi, ben de gönül rahatlığıyla aldım. Hem öyle olmasa bile saç uçlarımın çok küçük bir kısmında boya var sadece, diplerim ve boylarım tamamen boyasız olduğu için pek fazla zararı olmaz diye düşündüm. Fiyatları da çok çok uygundu, bizim burada John Frieda Go Blonder şampuan indirimli haliyle 28 lira civarındayken, ben üçüne birden Türk parasıyla 21 lira ödedim.

Ürünün arkasındaki yazılar Almanca ve Bulgarca olduğu için fotoğraflamaya gerek duymadım, ama kullanım şeklini anlatayım; şampuan hergün kullanıma uygun, normal bir şekilde uygulanıyor. Kıvamı biraz koyu gibi, sedefli sarı bir rengi var. Köpürmesi yerinde, ne az köpürüyor ne de foşur foşur sizi köpük içinde bırakıyor, yine de saçınızın temizlendiğini anlamanıza yetecek kadar köpürüyor. Saç kremini de aynen herhangi bir kremi uygular gibi saç diplerinize değmeyecek şekilde boy ve uçlarına sürüp, 1 dakika sonra duruluyorsunuz. Spreye gelince, o hergün kullanıma uygun değil. En az 3-4 gün arayla kullanmanız gerekiyor, ben de aynen öyle yaptım. Üçer gün arayla saç diplerime ve boylarıma komple uyguladım, uçlarım zaten yeterince sarı olduğu için orayı es geçtim. Uyguladıktan sonra da çoğunlukla güneşe çıkarak kuruttum, ya da kendi haline bırakıp bir süre sonra saç kurutma makinesi ile kuruttum. Bu arada spreyin arkasında toplam 10 uygulamadan sonra maksimum etkiyi sağladığı yazıyor, bunu da not düşeyim. 


Ve işte şampuanla saç kremini bitirip, spreyi de 10-11 kez kullandıktan sonraki etkisi! Yavaş yavaş, kademeli bir şekilde saçlarımı her kullanımda biraz daha açtı. İlk kullanımlarda hafif turuncu renkte açmaya başlasa da, sonradan tatlı bir karamele dönüştü saçlarım, etrafımdaki herkes değişime bayıldı, tabii ben de! 

Kullandığım süre boyunca gerek çevremde gerekse sosyal medyada en çok merak edilen soru saçları yıpratıp yıpratmadığıydı. Şu kadarını söylemeliyim ki şampuan saçlarıma inanılmaz iyi geldi, ben de en çok yıpranmasından korkuyordum ancak her kullanım sonrasında saçlarım biraz daha yumuşak oldu, parladı. Saç kremiyle birlikte kullandığım için de kesinlikle zor taranma gibi problemler yaşamadım, tarak saçlarımda adeta kaydı. Sadece saç uçlarımdaki ombreli kısımlarda hafif bi sertleşme ve kuruma söz konusu oldu ancak onu da saç serumları ve bakım kremleriyle hallettim. Bunun dışında saçlarımda herhangi bir kuruma, dökülme, sertleşme olmadı. Ancak bol miktarda kimyasal içeren spreyi diplerime de bolca sıktığım için saç derimde hafif bir kepeklenme yaptı ilk başlarda, ama sonra o da geçti. 


Bu iki fotoğraf ta gün ışığında pencerenin önünde, aynı yerde çekildi. Aradaki fark harika değil mi? 

Kısaca ben bu seriyi çok çok sevdim, deneme amaçlı birer tane almıştım ancak bir dahaki Bulgaristan tatilimde stoklayacağım! Şimdiden giden eşe dosta siparişimi verdim bile. Sevmediğim tek şey spreyin kokusu, tam anlamıyla kabus gibi bir koku! Bunun dışında şampuan ve saç kremi gayet güzel kokuyor. İçerik bakımından da paraben, silikon, içermiyor olabilirler ancak şampuan bolca SLS, petrol türevleri ve sprey de tahmin ettiğiniz gibi hidrojen peroksit içeriyor. 

Sanırım söyleyeceklerim bu kadar, spreyde birkaç kullanımlık ürün kaldı, onu da bitirip yine Instagram hesabımdan son durumu sizlerle paylaşacağım. Saçlarımı boyamadan, yıpratmadan rengini açan bu seriyi çok çok sevdim, keşke ülkemize gelse dediğim ürünlerden biri oldu benim için. Şimdi ise haftalar önce aldığım fakat sizlere doğru sonuçlar aktarabilmek için bu seriyi kullanırken kullanmak istemediğim Loreal Sunkiss Renk Açıcı Jel'i kullanmaya başlayacağım, yaz güneşini kaçırmadan onu da sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

Sevgiler...








30 Ağustos 2015 Pazar

Essence XXXL Longlasting Lipgloss Matt Effect | Velvet Rose & Soft Nude

Herkese mutlu pazarlar!

Önümüzdeki iki hafta boyunca blog için iki tane yazı dizisi planım var, bir aksilik olmazsa... Fakat onlardan önce pazar günü boş geçmesin dedim ve aylardır sırasını bekleyen Essence mat lipgloss'ları bugün bloguma konuk etmek istedim :)


Mat ve kremsi lipgloss aşkımdan dolayı Gratis'te görür görmez 06 Soft Nude rengini almıştım, 11-12 tl civarında da uygun bir fiyatı vardı. Onu çok sevip devamlı kullanınca 05 Velvet Rose rengini de denemek istedim, zira görür görmez rengine vuruldum...


Öncelikle gloss'ların uzun ve sünger şeklindeki aplikatörleri çok hoşuma gitti, çok kullanışlı buldum. Gayet güzel uygulama sağlıyor. Bayıldığım bir diğer unsur kokuları, enfesss! Hayatımda böyle güzel, böyle tatlı ama aynı zamanda hafif bir ruj kokusu duymadım. Aynı zamanda çok ta lezzetli :) Sürümleri ve bu esnada verdikleri his harika, gerçekten de üstünde yazdığı gibi ipeksi ve yumuşacık. Bu özellikler her iki ürün için de aynı evet, ama tamamen farklı oldukları bir konu var ki o da yapıları... 


İşte duruşları... Yapıları dolayısıyla bir Lime Crime veya Sleek olmadığı aşikar, her ne kadar "lipgloss" denen şey kadar parlak ve ıslak olmasalar da tam anlamıyla mat ta değiller. Ama evet, oldukça kremsiler, fotoğrafta bu kadar parlamalarının sebebi rengini belli etmek için üst üste sürmüş olduğum için kurumamasıdır belki de... Yukarıda tek farkları yapıları demiştim, Soft Nude dudağımda gayet homojen dağılıp belirli ölçüde bir örtücülük sağlarken, bunu Velvet Rose için asla sağlayamıyorsunuz. Sanki yıllardır bir kenarda bekletilmiş te bozulmuş gibi bir hali var. Biraz seyreltik bir yapıda mı, yoksa pigmentsiz mi anlayabilmiş değilim, anca kesinlikle homojen bir sürüm elde edemiyorum. Bileğimdeki bu görüntüyü yakalayana dek te en az 5-6 kat üst üste sürmüşümdür. Ancak konuştuğumuz, dudaklarımızı bir şekilde oynattığımız için ya çizgilere doluyor, ya dağılıyor, ya kenarlarda birikiyor. Ayrıca bu tatlı pembe rengi benim dudaklarımda çok açık renkli, buz gibi bir uçuk pembeye dönüşüyor, mezardan çıkmış gibi görünüyorum...


İşte dudaktaki duruşları. Velvet Rose renginin (alttaki) dudak içlerinde ve kenarlarında nasıl birikme yaptığını görebilirsiniz, malesef bir kere bile kullanamadım. Fakat Soft Nude gerçekten her yönüyle çok sevdiğim, neredeyse bitirmek üzere olduğum bir gloss oldu benim için. Bitince tekrar alırım da. 

Kalıcılıkları hakkındaysa yorum yapamayacağım her zamanki gibi, ancak tabii ki de bir ruj kadar kalıcı değiller. Bir de benim gibi sürekli dudaklarınızı yalıyorsanız ikide bir tazelemek zorunda kalabilirsiniz :)

Siz kullandınız mı, diğer renkleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hoşçakalın!






29 Ağustos 2015 Cumartesi

Morfose Milk Shake It! Serisi | Saç Bakım Köpüğü ve Kremsi Süt Bakım

Herkese merhaba!

Bugün blogumda; uzun süredir severek kullandığım, misss kokulu saç bakım ürünlerine yer vermek istedim.


Morfose'un bu ürünlerini, özellikle kremsi saç bakım köpüğünü çok merak ediyordum. Özellikle kokusu çok methediliyordu, fakat internet sitelerinde neredeyse 60 liraya kadar çıkan fiyatları yüzünden almak istemiyordum. Ama sonra bir gün, sıklıkla çok uygun fiyata alışveriş yaptığım bir kuaför toptancısı olan Alpeda'da 17 lira olduğunu görünce kaptım tabii :) Bir süre kullandıktan sonra yanına kremsi süt bakım olarak geçen kremini de ekledim, sanırım o da 18 tl civarındaydı.


Öncelikle kremsi saç bakım köpüğünden bahsetmek istiyorum. Daha önce saça bakım yapan köpükler kullanmıştım, ancak hepsi şekillendirici özellikteydi, saçlarımı sertleştiriyordu. Bu ürünü alırken öyle olmadığını biliyordum, zira herkes yumuşaklığından bahsediyordu. 

Ürünü alır almaz ilk yaptığım iş koklamak oldu; gerçekten de dedikleri kadar vardı, harika şekilde vanilyaya, vanilyalı milkshake'e kokuyordu, bayıldımm! Her duştan sonra nemli saçlarıma, hatta bazen ihtiyaç duydukça gün içinde elektriklenen ve kötü görünen anlarda bile uygulamaya başladım.

Ürün; içeriğindeki süt proteini ve 12 adet aminoasit ile uzun süreli nemlendirme ve yoğun besleme vaad ediyor. Özel formülü ile boyalı, işlem görmüş ve yıpranmış saçları tamir edip onaracağını, aminoasitler ile saçın keratin dokusuna etki ederek güçlendireceğini söylüyor. Peki ben neler deneyimledim?

Saçımın kabarıklığını aldığını, elektriklenmeyi azalttığını söyleyebilirim, ama tam anlamıyla saçımı pürüzsüzleştirdiğini söyleyemem, uzun vadede kullanımda bile. İlk sürdüğümde hafif sertleştirdiğini düşünsem de kuruyup emildikten sonra yerini yumuşaklığa bıraktı, cidden vaad ettiği gibi verdiği yumuşaklığı çok sevdim. Ayrıca saçlarımda güzel bir ışıltı farkettim. Ve evet, o meşhur kokusu çok güzel, çok kalıcı, yıkandıktan sonra bile şampuan kokusunu bastırıp hissedilmeye devam ediyor, ama sadece saçlarım burnuma yaklaştığında. Çoğu kişiden duyduğum "Herkes saçlarıma ne sürdüğümü soruyor, yanımdan geçenler bile fark edip beni durduruyor" vs gibi durumları hiç yaşamadım. Hatta günlerce bekledim erkek arkadaşım farketsin diye, en sonunda kendim sordum saçlarımda güzel bir koku farkedip farketmediğini. Ancak burnunu saçlarıma gömdüğünde alabildi kokuyu. Bu beni büyük hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. 


Peki ya Kremsi Süt Bakım?
Açıkçası ben bu ürünü saç serumu gibi birşey zannederek satın aldım. Ancak eve geldiğimde gördüm ki bildiğimiz durulanmayan saç kremi. Bense bu tarz yoğun ürünlerdense banyo sonrası saç uçlarıma sürebileceğim hızla emilen serum ve bakım yağı tarzındaki ürünleri çok daha fazla seviyorum.

Bakım kremi de içeriğindeki süt proteini ve keratinin düşük moleküler ağırlığı sayesinde saçın dış tabakasından iç tabakasına doğru kolayca penetre olarak saçı güçlendireceğini, parlak ve pürüzsüz olacağını vaad ediyor. 

Öncelikle kokusu diğer ürünle birebir aynı. Yapısı oldukça yoğun. Sadece saç uçlarıma uyguluyorum ancak yoğun yapısı sebebiyle eşit olarak dağıtamamaktan şikayetçiyim. Açıkçası pek bi numarasını görmedim, gerçi görecek kadar da kullanmadım. Saçlarımda sertlik yaratmadı ama köpüğün verdiği o ipeksi hissi de vermedi. Bir süre ikisini birlikte kullandım ancak daha sonra buna gerek olmadığını düşündüm, öylece kenarda duruyor uzun zamandır. 

Sanırım bu ürünler hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Bittikleri zaman saç köpüğünü tekrar tekrar alabilirim çünkü etkilerini de kokusunu da sevdim, fakat bakım kremini alacağımı sanmıyorum. İkisine birden gerek olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca bir de şampuanı var bu serinin, onu da denemek istiyorum, belki o harika koku biraz daha fark edilir olur ha ne dersiniz?

Şişelerinin tasarımlarına ise söyleyecek sözüm tabii ki yok, harika!

Yorumlarınızı bekliyorum, hoşçakalın!






28 Ağustos 2015 Cuma

Gosh Velvet Touch Lipstick | 157 Precious

Çoook uzun bir aradan sonra herkese merhaba!

En son yayınımın üzerinden tam 1 ay geçmiş. Ağustos ayının gelmesiyle öyle yoğun bir okul-vize-final temposuna girdim ki, ancak çıkabildim... Bu süre içinde hiç ama hiç bir şey ile ilgilenemedim. Yazmayı, blogumla ilgilenmeyi deli gibi özledim! Ve şimdi yaklaşık 1 aylık tatile çıkıyorum, birikmiş yazılarımı birbiri ardına yayınlamak için booool bol zamanım var! :)

Bloga dönüşümü, yaz bitmeden bir an önce sizlerle paylaşmak istediğim, şeker mi şeker bir pembe ruj ile yapıyorum; Gosh Velvet Touch rujlardan 157 numaralı Precious.


Gosh ürünleri Gratis'lere yeni geldi sayılır biliyorsunuz.. Ben de belli başlı birkaç ürününü merak ediyor, fakat indirim zamanlarımda ihtiyaçlarıma öncelik verdiğim için sürekli es geçiyordum. Özellikle kalem farları ve allıklarımı dikkatimi çekiyordu ancak rujlarıyla hiç ilgilenmemiştim. Taa ki Itsmemyblog Şeyma'mın Instagram çekilişinden harika Too Faced Chocolate Bar'ı kazanana dek! Sevgili Şeyma çekiliş hediyemin yanına neler neler doldurmuştu, o zamanlar Instagram hesabımda paylaşmıştım :) Bu ruj da onlardan biriydi ve aralarında en ilgimi çekeniydi diyebilirim!


Öncelikle rujun kadifemsi mat siyah ambalajını ve "GOSH" yazısının tasarımını sevdiğimi söylemeliyim. Açtığımda ise her ne kadar fotoğrafta yansıtamasam da neredeyse neon diyebileceğim, canlı bir pembeyle karşılaştım. Çoğu kişi gibi ben de bu tonları daha çok yaz mevsiminde kullanmayı seviyorum, pembe çiçekli sandaletlerimle, uçuş uçuş elbiselerimle sıcak yaz günlerinde severek kullandım. Ayrıca bu tür canlı ve neon renklerin bronz tende çok daha güzel durduğu bir gerçek.


"Velvet Touch" şeklindeki isminden dolayı mat sandığım rujun; açtığımda hiç te öyle olmadığını farkettim. Pek te mat bitişli bir ruja benzemeyen, kremsi bir yapıda gibi duruyordu. Fakat asıl şoku sürdüğümde yaşadım; görüntüsüyle tamamen alakasız bir yapısı var, bildiğimiz renkli lip balm! Kremsilikten uzak bariz yağlı bir yapıya sahip, dudakta kayıyor, rengini tam vermesi için lip balm gibi bastırarak birkaç kez dudağınızda gezdirmeniz gerekiyor. 


Her ne kadar rujun kendisini fotoğraflarken rengi net yansıtamasam da, bileğimde uygulanmış hali gerçeğe en yakını diyebilirim. Bu rengi elde edebilmek için üst üste birkaç kat uyguladım. Fotoğraftan rujun ne kadar nemli bir yapıda olduğunu görebilirsiniz. Asla yapış yapış değil, Nivea Lip Butter ile Burt's & Bees arasında bir yapıya sahip diyebilirim. Dudaklarınız kuru ve sorunluysa, incecik yapısı sebebiyle oldukça belli ediyor, renk kurulukların arasında birikiyor. Kalıcılığı içinse malesef yorum yapamayacağım çünkü hiç bir ruju birkaç saat bile olsa dudağımda tutamıyorum, ya birşeyler yiyip içiyorum ya da yalıyorum. Ancak pek fazla kalıcı olduğunu sanmıyorum.


Bu da duruşu. Benim ölü dudaklarımda ambalajındaki gibi canlı durmadı, soğuk tonlu açık bir pembeye dönüştü adeta. Çizgilere dolma yaptığını görebilirsiniz. Dudağı kurutmayan, nemli yapısını ben sevdim, eğer mat ve yoğun pigmentli olsaydı bu kadar cırt pembe bir ruju kullanamazdım zaten. Bu nedenle ilk başta her ne kadar şaşırsam da lip balma benzeyen yapısı ve hafif renk vermesi hoşuma gitti, yaz için daha uygun buldum sanki. Bana hediye olduğu için malesef fiyatı hakkında bir fikrim yok, ancak 20-30 tl aralığındaysa kesinlikle değmez diye düşünüyorum. Tabi ki serideki tüm renkler aynı yapıda mı bilmiyorum, ama öyleyse dediğim gibi renkli bir lip balmdan fazlası değil.

Sanırım söyleyeceklerim bu kadar, yorumlarınız ve merak ettikleriniz için burada olacağım, sevgiler!





28 Temmuz 2015 Salı

Pastel Moon Light Highlighter

Herkese merhaba!

Henüz çok yeni bir ürün olan Pastel Moon Light likit aydınlatıcıyı sıcağı sıcağına yazayım dedim :)


Yerli markalarımızdan biri olan Pastel, birkaç yıl öncesine kadar sadece ojeleriyle biliniyordu. Kozmetik dünyasına o kadar hızlı ve başarılı bir giriş yaptı ki, birbiri ardına piyasaya sürdüğü ürünlere ve koleksiyonlara yetişemez olduk :) Ürünlerini şahsen çok severek kullanan biri olarak, Benefit'in High Beam aydınlatıcısına dupe olarak gösterilen ancak onun sekizde biri fiyatına satın alabileceğimiz yerli ürünümüze kayıtsız kalamazdım elbette. 


Fotoğraflarda oldukça uçuk pembe çıkan ürünün biraz daha somonumsu tonlar içerdiğini belirtmeliyim, tam bir "inci" rengi. Bu şekilde sim kadar büyük olmayan, ancak sedef denebilecek kadar da küçük olmayan ışıltılara sahip. 15 mL'lik, oje formunda oldukça kullanışlı bir ürün, toz aydınlatıcıları ve fırçasını yanımda taşımaktansa bunu taşımayı tercih edeceğim kesin. Kokusu çok belirgin değil, uygularken duyulmuyor, ancak özellikle kokladığımda hafifçe boya kokusunu andırdı bende. Parfüm içermiyor, ancak petrol ve silikon türevlerini bolca ihtiva ediyor.


Yapısı öyle çok sıvı değil. Fırçaya bolca aldığınızda aşağıya damlamıyor. Ama öyle donuk donuk ta değil, yumuşacık, çok hafif. Birkaç noktaya pıt pıt hareketlerle uyguladığınız aydınlatıcıyı parmaklarınızla çok rahat bir şekilde ve homojen olarak yayabiliyorsunuz. Şahsen elmacık kemiklerime parmaklarımla uygulamayı tercih ettim, ancak göz pınarlarıma ve kaş altlarıma fırçayla uyguladığımda da güzel sonuç aldım. 


İşte uygulanmış hali. İlk başta her ne kadar ıslak bir görüntüde olup makyajınızda "strobing" etkisi yaratsa da, biraz vakit geçip kuruduktan sonra toz aydınlatıcı görüntüsüne ulaşıyor. Ancak bu beni hiç ama hiç rahatsız etmedi çünkü toz aydınlatıcılardan çok daha doğal ve sağlıklı bir ışıltı verdiği kesin. Bir kere ciltle çok daha iyi bütünleşiyor, bu da toz aydınlatıcıların o pudramsı ve toz toz duran görüntüsünün önüne geçmesini sağlıyor.


Bu da iki farklı açıdan cildimdeki duruşu. Ben oldukça sevdim bu ürünü. Uzun zamandır Benefit'in likit aydınlatıcılarını denemek isteyen, ancak öğrencilik durumu nedeniyle o kadar büyük bütçeler ayıramayan biri olarak yerli markalarımızdan birinin böyle bir yenilik yapmasına çok sevindim. Hem doğallığı, hem pratikliği, hem de uygun fiyatı ile denenmeye değer. 11,50 liralık tanıtım fiyatına rağmen ben Kağan Parfümeri'den 9.90 liraya aldım. Şimdiden favorilerim arasına girdi bile!

Merak ettikleriniz ve yorumlarınız için burada olacağım, hoşçakalın!