18 Eylül 2014 Perşembe

Garnier Göz Makyaj Temizleyicisi Express Çift Etki

Günaydın!

Havadan mıdır sudan mıdır nedendir bilinmez, üstümdeki şu tembelliği ve rehaveti atma vakti dedim ve okulum başlamadan, derslerim yoğunlaşmadan bekleyen yazılarımı yazayım dedim. Bugünkü konuğumuzun Garnier'in çift fazlı göz makyaj temizleyicisi.


Cildimdeki makyajın temizliğinde en çok misel solüsyonları seviyorum, göz makyajımın temizliğindeyse çift fazlı temizleyicileri. Şimdiye kadar bir çok markanın çift fazlı göz makyaj temizleyicisini denedim; Nivea, Diadermine vs. Fakat malesef ki aradığımı bulamadım. Aklımda Neutrogena vardı, Maybelline'inkisi de çok beğeniliyordu, kararsızlık içerisindeydim ki Garnier misel solüsyonla birlikte bir de çift fazlı bu göz makyaj temizleyicisini piyasaya sürdü. Herkes o kadar beğendi, o kadar başarılı buldu ki, tercihimi ben de bu üründen yana kullandım.


Çalkalandığında birbirine karışan fazlar bu şekilde lila renkli, ışıl ışıl köpüklere dönüşüyorlar. Ürünün bahsettiği çift etki; suya dayanıklı makyajı bile ovalamadan çıkarması ve doğal kaynaklı kirpik güçlendirici arjinin içeriğiyle kirpiklere güzelleştirici bakım yapması. Ürün test edilmiş ve yağlı his bırakmayan yumuşak bir doku vaad ediyor. Bu kesinlikle doğru! Daha önce kullandığım, gözlerimi vıcık vıcık yağ içinde bırakan temizleyicilerden sonra bu ürünün en çok bu yanını sevdim. Ürün anında emiliyor ve yumuşacık, kadife gibi göz kapakları ve göz çevresi yaratıyor.


Ürünün özelliklerini ve vaad ettiklerini burada görebilirsiniz. Benim için bir göz makyajı temizleyicisinde en önemli özellik kirpiklerimi dökmemesidir. Ben makyajımı silerken o pamukta tek bir kirpik tanesi bile görmemeliyim. Nitekim öyle de oldu, ilk 1-2 kullanımda tek tük kirpiklerim çıksa da şu anda şişeyi yarılamış bulunmaktayım ve en ağır makyajlarımda bile bir daha hiç kirpiğimi dökmedi. Bu benim için en büyük artı puan. Yani o konuda da sözünü tutan bir ürün. Makyajı da kolayca silip süpürüyor, gerçekten ovalamaya hiç gerek kalmıyor, ancak kirpik diplerimdeki eyeliner ve rimel kalıntılarını iyice temizlemek için hafif te olsa ovalıyorum tabi ki. Pamuğa biraz daha ürün döküyorum ve onları da zorlamadan çıkarıyor. Kısaca ben de başarılı buldum, sevdim. 

İçeriği de iç karartıcı değil, o hepimizin dilinde olan kötü kaka maddeleri içermiyor. Fiyatı da uygun, bayramda Watsons'tan %50 indirimle 7 lira civarında bir fiyata almıştım. Bu bayram yedekleyeceğim :)

Ve son olarak daha kalın, esnek, parlak, yoğun, güçlü kirpikler vaadine gelince... Açıkçası piyasadaki hiç bir ürünün bu tarz vaadlerine kulak asmıyorum ama bu ürünün kirpiklerimi diğerleri gibi üçer beşer dökmemesi bile kirpiklerime değer verdiğini, bakım yaptığını, en azından zarar vermediğini düşünmeme yetti. Bir ara iyice zayıflayan kirpiklerim hafif te olsa toparladı sanki zon zamanlarda. Diyeceklerim bu kadar sanırım :)

Hoşçakalın!




11 Eylül 2014 Perşembe

Turuncu Kasa ile %50 + %20 İndirim Fırsatı!

Merhabalar!
 
Turuncu Kasa işbirliği ile siz takipçilerime özel harika bir fırsatımız var!
 
 
 Turuncu Kasa'da %50 indirimli Sezon Sonu Fırsat Ürünlerinde (TIK TIK) "makyajinkimyasi" fırsat koduyla yapacağınız alışverişlerde ekstra %20 indirim fırsatı sizleri bekliyor! Hadi, hemen Turuncu Kasa'ya :)

İyi alışverişler!




 
 

Gelin Aldık! Kına Kombinim ve Detaylar

Herkese merhaba!

Yaz okulumun son gününde, Bulgaristan tatilimden bir gün önce 18 yıllık çocukluk arkadaşımın abisinin, aile dostlarımızın gelin kınasını yaktık. Tatilimizi babamın izin durumundan dolayı daha fazla erteleyemediğimiz için nikaha kalamadık ama kına için fazlasıyla özenip bezendik! Öncelikle aylar boyu süren elbise modeli, saç modeli arayışları, kararsızlıklar derken nette Forever New markasına ait bir elbiseye rastladım ve işte bu dedim!


Kesinlikle bu elbiseyi istiyordum ancak fiyatı biraz fazla uçuktu. Ve de terzi bir annem varken bir elbiseye bu kadar para dökmek büyük ahmaklık olurdu zaten :) Annem sağolsun benim ve sülaledeki tüm genç kızların düğün, dernek, balo elbiselerini kendi elleriyle dikmiştir yıllardır... 

Kumaş arayışları, gezmeler tozmalar derken hepsini tamamladık ve dikişe başladık. Ancak görseldeki elbisenin ön kısmındaki taş işlemeli tülün birebir aynısını bulmamız imkansızdı elbette. Biz de ona yakın bir şeyler bulmaya çalıştık.


Ve işte bizim ortaya çıkardığımız... Ön kısımdaki işlemeli tülü elbisenin orjinalinden farklı olarak beyaz taş ve boncuklarla bezeli olduğu için, elbise daha fazla gelinliğe benzemesin dedim ve ayakkabılarımla aksesuarlarımı pembe seçtim. Her ne kadar fotoğrafta belli olmasa da yüzüğüm, küpelerim ve rujum da ayakkabılarımın renginde.


Bu da saçım (!). Kuaför olayı tam bir skandaldı. Ortadan ikiye ayırıp havalı ve hacimli bir şekilde yanlara doğru kıvırmasını istediğim saçlarımı ısrarla yandan ayırdı, ortadan istediğimi söylediğimdeyse resmen atar yaptı! Hacimli duruşu geçtim zaten ince telli ve azıcık olan saçlarımı kafama yapıştırdı! Tepesini krepe istemiştim ama ne kadar krepe olmuş buyrun bakın siz karar verin! Krepeyle ön saçlarım arasında ince bir örgü taç geçmesini istediğim halde ısrarla oradan bir tutam saçı ayırıp örmeye gocundu ve kafasına göre yaptı! Yarım toplayıp kalanını da oldukça salaş bir şekilde kılçık örgü yapmasını istediğimde dalga geçer gibi irili kalınlı üçe ayırıp bildiğimiz dümdüz ördü, yamuk yumuk özensiz iğrenç bir şey oldu, katlı saçlarım her yerden çıkıştı, "Bunu öylesine yaptın tekrardan öreceksin değil mi?" diye sorduğumda bana "Yoo!" şeklinde bir cevap verdi ve ben de okula giderken bile daha güzel ördüğümü, bu kadar baştan savma bir örüş biçimi görmediğimi söyleyerek itiraz ettiğimde sinirlenerek bir sürü söylendi! Sprey sıkmaktan bile o kadar acizdi ki, yapış aşamasında bir kez bile sıkmadığı, bitirdikten sonra da defalarca söylememe rağmen zordan iki fıs sıktığı için taksiyle 5 dakika mesafedeki evime gelene kadar bütün saçım dağıldı! Hepsi çıktı, üstelik anlaştığımız fiyata kasada itiraz edip tartışma yarattı! Bu fotoğraftaki gördüğünüz saç, eve gelince tamamen söküp (ki zaten sökülmüştü) kendi yaptığım saçtır. Ve buradan da söylemek istiyorum, bu terbiyesizliği yapan Bursa/Görükle'deki Bronz Kuaför'dür, ertesi gün de randevusu olduğu halde salonu açmamış ve kına sahiplerini zor durumda bırakmıştır. Geçen yaz ŞURADAKİ yazımda saçlarımı mahveden de yine aynı kuafördür, suç bizde ki bir türlü akıllanmadan aynı yere gidiyoruz!

Neyse efendim, biraz uzun oldu ama bu terbiyesizliği ve maruz kaldığım durumu anlatmak zorundaydım, benzer saygısızlık damadın yurtdışından gelen kuzenlerine de yapıldı ve gerçekten çok zor durumda kaldık.

Kınadan bir kaç kareyle sözlerime son vereyim :)


Mavi elbiseli tahmin edebileceğiniz gibi damadın kız kardeşi, üçü de benim kardeşim, kendimi bildim bileli hep yanımda olan dostlarım... Biz ki en harika dörtlüyüz :)
 

 Hoşçakalın!






10 Eylül 2014 Çarşamba

French Oje ile The Body Shop Çekilişini Kazandım!

Günaydınlar!

Bu çekilişi kazanalı aslında birkaç hafta oluyor fakat yazmadan geçmek istemedim. Bir kaç hafta önce hepimizin tanıdığı ve çoğumuzun kitaplarını zevkle okuduğu French Oje, Instagram üzerinden The Body Shop işbirliğiyle bir çekiliş düzenlemişti ve ben de o çekilişin 5 şanslı kazananından biriydim! #cantamdaneeksik hashtag'i ile yaz çantamızı ve içindekileri gösteren bir fotoğrafla katıldığımız bu çekiliş bir kaç saat sürdü ve ben çekilişin sonlanmasına doğru sanki içime doğmuş gibi mutlaka katılmalıyım dedim ve son anda katıldım!


İşte kazanmamı sağlayan fotoğraf :) 


Ve bunlar da hediyelerim :) French Oje'nin yeni çıkan kitabı "Sen Yokken Yine Yanlış Yaptım" ve The Body Shop'tan harika bir paket! Pakedin içeriğiyse;
  • English Dawn White Gardenia parfüm seti
  • Extra Virgin Minerals pudra
  • Strawberry Body Sorbet
  • Vitamin E aydınlatıcı nemlendirici krem
  • Rain Forest Volume şampuan
  • Tea Tree BB krem
  • Smoky Blue Eye Definer göz kalemi
  • Cocoa Butter nemlendirici stick
  • Strawberry el kremi
Parfüm setinin kokusuna bayıldım, parfümünü yarıladım bile! BB kremin de ilk izlenimlerime dayanarak çok başarılı olduğunu söylemeliyim. Diğer ürünlerini henüz denemedim, yavaş yavaş blogta yerlerini alacaklar. Kitabıysa okuyabilmem için önce ilk cildini (Keşke Ben Uyurken Gitseydin) alıp okumam gerek, o yüzden daha başlayamadım ama meraktan çatlıyorum.

Bu güzel etkinlik için French Oje ve The Body Shop'a çok teşekkürler!




9 Eylül 2014 Salı

Bulgaria/Holiday/Shopping

Herkese merhaba!

Bütün bir sene boyunca beklediğim, yaz okulunda sıcaklarda işkence çekerken iple çektiğim Bulgaristan tatilim çok kısa sürdü :( Normalde her yıl iki hafta kadar yaptığımız tatil, bu yıl babama iş yerinden izin verilmemesi sebebiyle bir haftacık sürdü. Akraba ziyaretleri, alışverişler, havuz-deniz, turistik mekanlar derken hızlandırılmış remix bir tatil oldu anlayacağınız. Herşeyi sıkıştırmaya çalıştığımız için de göz açıp kapayana kadar geçiverdi. İşte tatilimden kareler...


Şu pasaport resimlerini hep çok sevmişimdir :) Bu yıl bana da kısmet oldu paylaşmak.


Yolda bile hem rahatlığımdan hem kokoşluğumdan ödün vermem :)


 Köyümden ve anneannemin meyvelerle dolu bahçesinden kareler... Şehrin dışında ama çok ta uzak değil, yemyeşil tepelerin tam ortasında, havası tertemiz ve mis gibi, düşük nem oranı ile terletmeyen, yapış yapış yapmayan harika bi iklim.. Bursa'da 14 saat uyuyan ben, orada birkaç saatte uykumu almış şekilde zımba gibi uyanıyorum!


Göl kıyısındaki doğa harikası bir otel-kompleks olan Glavatarski Han'dan görüntüler ve havuz keyfimiz...


Bir blogger olarak plaj çantası ayrıntılarını fotoğraflamazsam olmaz :)


Meyveli biralarımız... Orada her çeşit meyveli bira var :)


Dantelli jean şortumsa gitmeden bir gün önce yaptığım fakat paylaşmaya fırsat bulamadığım alışverişimin bir parçası, Vero Moda'dan.


 Bulgaristan'a gidip te Lidl'dan rengarenk donut ve envai çeşit meyveli yoğurt/ayranlarından almamak olmaz! Evet yanlış okumadınız, alttaki fotoda mor renkli Lassi isimli içecek çilekli ayran! İlk defa meyveli ayran deniyorum ve çok sevdim! İşte bunlar benim en sevdiğim kahvaltılarım!


Ara sıra kombin paylaşmadan da olmaz tabii :) 


 Son gün gittiğimiz tarihi Şeytan Köprüsü. Sizce de Mostar'ı anımsatmıyor mu? Yerleşim yerlerine kilometrelerce uzak, uçsuz bucaksız dağların ve uçurumların arasında, Arda Nehri'nin üzerinde... Yalnız gerçekten de adının hakkını veriyor, giderken de dönerken de başımıza gelmeyen aksilik kalmadı, stres üstüne stres yaşadık!

Yüzlerce fotodan ancak bu kadar ayıklayabildim, dahası Instagram hesabımda (@makyajinkimyasi). Şimdi sıra alışveriş cicilerimde. Bulgaristan tatili demek benim için alışveriş demek bir yerde :) Ancak Türk parasının değeri çok düşmüş, 100 Türk lirasına 68 Bulgar lefi çeviriyorlar. Bu da neredeyse yarı yarıya kayıp demek :( Bu sebeple çok fazla ıvır zıvır almamaya özen gösterdim.

 
 Öncelikle bu yıl renkli kozmetiğe hiç ilgim olmadığını fark ettim. Elimdekileri biraz olsun eksiltmeden gereksiz masraf yapmak istemiyorum. Bu yüzden sadece uzun zamandır aklımda olan mor/mürdüm tonlarındaki göz kalemine rastlayınca hemen aldım. Golden Rose'un Velvet Matte rujları hemen hemen tüm blogger'lara gönderildi, çok beğenildi, bizim gibi blogtan sayılmayanlar ancak kendi imkanlarıyla deneyebilirler yeni çıkan ürünleri (!). İyi ki Türkiye'deki fiyatıyla satın almamışım, oradan sadece 3 lefe aldım. Başka renklerini de denemek istedim ama sadece kırmızı ve tonları kalmıştı, ben de sonbahar için mor göz kalemimle uyumlu olabileceğini düşündüğüm için 02 numaralı gül kurusu tonuna benzer rengini seçtim. Roxanne Apple'ın minik parfümleriyse burada da var, ama nedense oraya gidince bu kırmızı rengini hep stoklarım, erkek arkadaşım kokusuna bayılıyor, hatta boş şişelerini saklıyor :D Beyaz ince fırçalı ojeyi french yapmak için aldım, lila renkli yanardöner oje de satıcı ablanın bana hediyesiydi :)


Oradaki irili ufaklı her türlü parfümeride bulabileceğiniz bu parfümü erkek arkadaşıma hediye olarak almıştım, o kadar beğendi ki başka hiç bir parfümü kullanmaz oldu! 3 yıldır her gidişimde ilk işim bunu alıp çantaya yerleştirmek oldu :) Resmen sevgilimle özdeşleşen bu kokuya arkadaşları ve abisi de dahil olmak üzere herkes bayılıyor ve bu yıl bir sürü kişi sipariş etti! Benimkiyse bu duruma biraz tepkili, "O benim kokumdu, benimle özdeşleşmişti!" diyor :D Bu arada erkek kardeşim de aynısından kullanıyor :)


Zara ve Accessorize'de benzerlerini çok büyük fiyatlara sıkça gördüğüm bu kahverengi, kalıp gibi çantaları çok beğeniyordum ve orada her yıl çanta alışverişi yaptığımız bir mağazada bunu görünce bayıldım. Okula giderken olsun, günlük hayatta olsun sonbahar ve kış aylarında sıkça kullanabileceğim sade ama şık bir çanta kanımca. Derisi de oldukça kaliteli. Çok severek aldım. 


Flair Bulgaristan'da oldukça büyük bir spor markası. Başka Avrupa ülkelerinde de var mı bilmiyorum ama süper ürünleri var, Nike'ı Adidas'ı aratmıyor. Bu şişme yeleği görür görmez bayıldım ve hemen denedim, üstüme cuk oturdu. Üstelik te çift taraflı, yani düz siyah olan ters tarafını da giyebiliyorum, bi taşla iki kuş! Pembe spor ayakkabılarım ve siyah taytımla ne kombinler var kafamda bi bilseniz :)


Bunu da yine her yıl deri ceket, hırka, gömlek tarzı bir şeyler aldığım ufak ama çok tatlı bi butikten aldım. Yumuşacık, hafif, altın renkli detaylarıyla insanın üzerinde çok şık duran harika bir mont. Tam kışa girerken giyebileceğim bu tarz kısa bir mont arayışındaydım, iyi denk geldi...


Bu mevsimlik incecik tiril tiril triko hırkayı da kasabamızdaki salı pazarından aldım :D Vero Moda'nın 79.95 tl'lik bir ürünü, ancak koltuk altında minik bir defosu olduğu için 16 lef gibi uygun bir fiyata aldım ve çok mutlu oldum! Çünkü kaç kıştır bu şekilde siyah/gri tonlarında asimetrik kesimli, salaş bir hırka arayışındaydım. Tek başına fotoğraflamaya çalıştığımda pek bir şeye benzemediği için üstümdeki bir resmini göstereyim dedim.

Veee gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere!


Bayıldığım, bittiğim ama Türkiye'de hiç bir yerde rastlamadığım Moschino'nun en ünlü modeli, bütün moda blogger'larının favorisi! Görür görmez saldırdım desem yanlış olmaz, sadece 35 Bulgar lefi, yani yaklaşık 50 Türk lirası. Tabiki de replika, ancak ben ne semt pazarlarında ne de dükkanlarda replikasını dahi bulamamıştım. Alışverişimin en sevdiğim parçası diyebilirim kesinlikle, ne diyebilirim ki, Bulgaria'yı seviyorum!

İşte bir haftalık tatilimin bol fotolu kısa özeti, umarım sıkılmamışsınızdır, yorumlarınız ve sorularınız için ben buradayım, sevgiler!