22 Şubat 2015 Pazar

Blogger Etkinliği | Albina Cheesecake

Herkese mutlu pazarlar!

Bundan tam iki hafta önce biz Bursalı bloggerlar olarak, Bursa'mıza yeni açılan harika bir mekanı keşfetmeye gittik; Albina Cheesecake! FSM Bulvarı'nın Esentepe tarafındaki girişine açılan bu küçük ama cici mekanda çok neşeli ve lezzetli saatler geçirdik, işte ayrıntılar! :)


Adından da anlaşılacağı gibi burası ağırlıklı olarak cheesecake üzerine kurulmuş bir mekan ve bu tarz bir işletme Bursa'da bir ilk. Burayı bir anne, bir kızı ve bir oğlu işletiyor. Daha önce İstanbul'da bu işi yapan aile, babalarının işi nedeniyle Bursa'ya taşınmışlar ve uzmanı oldukları işe burada devam etme kararı almışlar. Henüz bir buçuk aylık çok yeni bir mekan, o yüzden ufak tefek eksikleri olsa da genel olarak aile herşeyi rayına oturtmuş :)


 Mekan sahipleri köken olarak Çerkez'lermiş. "Albina" kelimesi de Çerkez'lerde "beyaz" demekmiş, bu ismi kullanmalarınınsa özel bir sebebi yok ama kulağa oldukça güzel geliyor olması etkili tabii :) Ayrıca mekanın pastel renklerle süslü bembeyaz, ferah ve iç açıcı olması da ismiyle çok güzel örtüşüyor :) Bu arada sahiplerinin inanılmaz sıcakkanlı, güleryüzlü ve ilgili olduklarını söylemeliyim, çünkü bence bir mekanda bu en önemli şeylerden biri!


Albina'nın cheesecake'leri tamamen el yapımı ve %60 oranında peynirden üretiliyor. Normalde de cheesecake severim, o ekşimsi tada bayılırım ancak buradakiler bambaşka birşey! Şu resimde gördüğünüz frambuazlı yok mu, nasıl taze, nasıl lezzetli... Her zevke, her damak tadına hitap eden daha bir çok çeşit cheesecake mevcut mekanda. Sadece cheesecake değil, kurabiyeler ve çeşitli tatlılar da yer alıyor Albina'da.


Bu arada mekanın temizliğine ve hijyenik koşullarına da ayrıca dikkat çekmek istiyorum. Mekan sahipleri bizi özel olarak mutfağa da davet ettiler, çalışma şartlarını kendi gözümüzle görmemizi istediler. Çünkü hepimiz biliyoruz ki yediğimiz içtiğimiz ne olursa olsun, eğer dışarıda yiyorsak her birimiz için en önemli parametre temizlik ve hijyen. Çok geniş, ferah ve hijyenik olan mutfağın ortasındaki dev mermer tezgahın nasıl pırıl pırıl parladığını buyrun kendiniz görün :)


Mutfak ta mekanın adı gibi bembeyaz ve ferah. Tüm bu gözlemler ve bilgilerden sonra bizler de yerimizi aldık ve birbirinden leziz ikramlar gelmeye başladı. Ardından çay, ardından Türk kahvesi derken akşama kadar oturduk, vakit nasıl geçti anlamadık :)


Sunumlar enfes, tatlılar lezizdi. Çay takımları, şekerlikler, herşey mekana paralel şekilde şirinlikte son noktaydı. Tüm bu lezzetleri deneyimlerken bir yandan da her zamanki eşsiz sohbetler, bolca kahkahalar aldı başını gitti tabii :) Aramıza yeni katılan ve uzun zamandır tanıyormuşçasına sevdiğimiz Pınar'ın selfie çubuğu da etkinliğimizin gözdesi oldu, neredeyse yüzlerce fotoğraf çekindik, vloglar çektik, inanılmaz eğlendik. Fotoğraf çekinmeyi seven herkese selfie çubuğu şart, özellikle tatillerde fotoğraf çekmekten nefret eden kardeşime yalvarmamak için en kısa zamanda bir tane edineceğim :) 


Ne kadar çok eğlendiğimiz; yüzlerce foto arasından zorlukla seçebildiğim bu fotoğraflardan da belli olmuyor mu :) Bu kızların heppppsini çok ama çok seviyorum, her defasında söylüyorum ama tekrar söyleyeceğim, biz ne kadar güzel dostluklar kurduk böyle :) Aralarında olmaktan çok mutluyum!


Demem odur ki her konuda çok beğendiğim, çok memnun kaldığım bir mekan daha keşfetmiş oldum bu etkinlikle birlikte. Herşeyden önemlisi canım istediğinde gönül rahatlığıyla "Hadi cheesecake yemeye gidelim!" diyebileceğim bir yer var artık Bursa'da. Son olarak topluca çekindiğimiz fotoğrafımızı da ekleyip o gün bir arada olduğumuz arkadaşlarımı etiletleyeyim :) Sol baştan;

Bendeniz :)
Mekan Sahibi :)

Albina Cheesecake sahiplerine herşey için çok çok teşekkürler! Bursalıların mutlaka uğraması gereken bir mekan. Ayrıca sosyal medyadan da bu lezzetleri takip edebilirsiniz. Hoşçakalın!




21 Şubat 2015 Cumartesi

Rimmel London Brow This Way Kaş Maskarası

Herkese merhaba!

Kaşlarımız, yüzümüzün ifadesini belirleyen en önemli yerimiz aslında. Kaşlarımızı indirip kaldırdığımızda veya çattığımızda duygularımızı açıkça dışa vurabiliyor, belli edebiliyoruz. Sadece mimiklerle de değil, kaş şekli ve kalınlığı da yüz ifadesini oldukça değiştirebiliyor. Hayatım boyunca kaşlarımı kendim şekillendirdim, sadece bir kez şekli bozulduğu için kuaföre gittim ve yıllardır doğal olarak kullandığım baş kısımlarını o kadar inceltti ki, resmen kaşlarım çatıkmış bir gibi bir görünüm oluştu. Malesef tekrar uzayana dek fotoğraflarda bile kızgın bir yüz ifadesi takınmışım gibi çıktı, bir daha da tövbe ettim zaten...

Benim kaşlarım kendiliğinden ince bir yapıya sahip, yıllar yılı sadece altlardan çıkanları toparlayıp şekil vermekten başka bir şey yapmadım, ancak bir ara ciddi anlamda incelttim ve bana hiç yakışmadığını farkedip doğal kaş modası da patlayınca haftalarca sarımsak sürerek kalınlaştırmaya çalıştım. Kalınlaşmasına kalınlaştılar evet, ama arada boşluklar kaldı. Bunun üzerine çeşitli kaş ürünlerine yönelmişken, ülkemize yeni giriş yapan renkli kaş maskarasını da denemeden olmaz dedim ve yılbaşı indiriminde aldım.


Ürün ülkemize 3 renk olarak gelmiş. Açıktan koyuya doğru olan Blonde, Brown ve Dark Brown seçeneklerinden ben tercihimi Blonde olanından yana kullandım. Açık kumral olduğum ve saç uçlarım sarı boyalı olduğu için kaşlarıma en güzel uyum sağlayan bu oldu. 


Küçücük bir maskara bu. Fırçası normal maskaralardan daha ufak, kaşta daha rahat ve pratik uygulama sağlıyor. İlk açıldığında tüm maskaralar gibi biraz ıslak olduğu için fırçaya fazla gelip kaşta kalıntı bırakabiliyor, ancak birkaç kullanımdan sonra kıvamı yerine oturuyor. 


Rengi işte bu şekilde. Açıkçası pek te bayıldığım bir ürün olmadı kendisi, daha pratik olur ve doğal durur diye denemek istemiştim ancak kaş kalemini tercih ederim. Kaşlarımın rengini kırıp doğal bir görünüm veriyor ve güzelce sabitliyor evet, ama kaşlarım çok seyrek olduğu için doldurması bana yeterli gelmedi. Fırçasını kenarlara sürtüp iyice süzmeniz gerek, zira ürünün süzme kısmı pek başarılı değil ve fırçaya biraz fazla ürün gelebiliyor, bu da kaşlarınızda açık renkli kalıntılara sebep olabiliyor. İlk sürdüğünüzde yanlışlıkla kaşlarınıza dokunursanız etrafa ve giysilerinize bulaşabiliyor, bu yüzden en iyisi birkaç dakika kurumasını beklemek. Ayrıca ilk sürüldüğünde o katı ve gergin his, ürün kuruyup pudralaştıktan sonra geçiyor ve bir daha hissedilmiyor. Kaşları sertleştirmiyor, kalıcılığıysa oldukça iyi.

Bunun dışında söyleyebileceğim pek bir şey yok. Kaşımın doğal halini ve bu ürünle boyanmış halini de kolajlayıp yan yana koymak istiyordum ancak, çektiğim 8-10 fotoğraf arasından hangileri doğal hangileri boyanmış hali fark bile edemediğim için koymadım. Açıkçası benim için oldukça gereksiz bir ürün oldu, kaş kalemine devam edeceğim.

Eğer denemek isterseniz Watsons'larda 12-13 tl civarında bulabilirsiniz, bu arada almak için indirimi bekliyorsanız indirimlere dahil olmadığını da söyleyeyim.

Hoşçakalın!



20 Şubat 2015 Cuma

Dr. Scheller Ürünleri | Yıkama Jeli ve Gündüz Kremi


Herkese merhaba!

Uzun zamandır Watsons'ın blogger listesinde olmama rağmen, Watsons Card da dahil olmak üzere firma gönderilerine dahil değildim ve tam bu durumu kabullenmiştim ki süpriz bir şekilde Watsons'tan ilk pakedimi aldım. Bundan birkaç hafta önce gelen Dr. Scheller ürünlerini düzenli olarak kullanıp gözlemledikten sonra artık yorumlamanın tam zamanı!


Watsons bizlere, Dr. Scheller'ın Nar Özlü Yıkama Jeli ve Frenk Üzümü & Marula Yağı ile Yenileyici Nemlendirici Gündüz Kremi'ni yollamış. Watsons raflarında yeni yeni yer almaya başlayan Alman kökenli bu marka; doğallıktan vazgeçemeyenler için biçilmiş kaftan. %100 organik sertifikalı saf ve doğal cilt bakım markası, aynı zamanda dünyanın ilk organik anti-aging markası olmasıyla da dikkat çekiyor. 


Ürünleri daha görür görmez, ambalajından bir doğallık seziyorsunuz. Gündüz kreminin içinden çıkan prospektüs şeklindeki kağıtta tam 23 dilde bilgiler yer alıyor; bu da markanın öyle öte beri bir marka olmadığını, ürünlerinin eczanelerde satılan türden, dermokozmetik ürünler olduğunu açıkça gösteriyor. 

Kendi cilt tipime uygun temizleyici ve nemlendiriciyi bir türlü bulamadığım şu günlerde, bu ürünler bende oldukça heyecan uyandırdı ve hemen denemeye başladım. İlk olarak nar özlü yıkama jelinden başlayayım;


 Hassas ciltlere özel bu jelin temizleyici ve iyileştirici etkisi, Asya'dan gelen seçkin nar ekstreleri sayesindeymiş ve ayrıca gözenekleri yumuşatıcı, sıkılaştırıcı, anti aging etkileri de varmış. İçeriğindeki anti oksidanlar ile serbest radikallere karşı direnç sağlayarak cildi kurumaya karşı koruduğu da belirtilmiş ambalajının arkasındaki açıklamada. Renksiz, hatta neredeyse kokusuz bir ürün. Her zamanki gibi sabah ve akşam ıslak cildinize iyice yedirdikten sonra duruluyorsunuz. Cildime masaj yaparak yedirirken belli belirsiz kokusu biraz hissediliyor, buram buram doğallık kokan, hiç bir şeye benzetemediğim bir koku. Ayrıca cildinize uygularken ne kadar yumuşak yapılı olduğunu ve cildinize ne kadar nazik davrandığını da hissedebiliyorsunuz, bu benim gayet hoşuma gitti ve bu ürünle yüzümü yıkamaktan keyif aldım. 

Cilt toleransı ve etkinliği dermatolojik olarak test edilmiş olan bu ürünü düzenli ve uzun süre kullanmam sonucu gözlemlerimse, kesinlikle kurumaya karşı gayet etkili olduğu yönünde. Kullandığım dönem içerisinde neredeyse nemlendirici kullanmaya bile gerek duymadım diyebilirim, şu son birkaç gündür karla birlikte gelen Sibirya soğukları sayesinde hatırladım nemlendirici kullanmam gerektiğini. Onun dışında herhangi bir sivilce oluşumuna yol açmaması da artı puan. Ancak burunumun üzerinde yerleşik düzene geçmiş siyah noktalarım için kalıcı bir çözüm olamadı malesef, yıkadıktan hemen sonraki o temiz görüntüye rağmen birkaç saat içinde tekrar belirginleşiyor siyah noktalarım. Ve son olarak hassas ciltler için olmasına rağmen cilt hassasiyetimi biraz arttırdığını ve yer yer kızarıklıkların belirginleştiğini söylemeliyim, kullandığım süre içinde kızarık karşıtı bir kremle bu durumdan kolayca kurtuldum. Yine de ürünün yarısından fazlasını kullandım ve benim cildimde yarattığı etki bakımından kendisine karşı duygularım tamamıyla nötr :)

Peki ya gündüz kremi?


Tüm ciltlere uyumlu olan bu krem; bizlere değerli frenk üzümü ve Afrika'dan gelen marula yağının birleşimiyle maksimum etki sunuyor. Frenk üzümünün, içerdiği yüksek konsantrasyonda C vitamini ve mineraller ile sahip olduğu anti oksidan etkinin yanında, koruyucu ve iritasyona karşı da etkisi varmış, ayrıca marula yağı da cildi hoş ve yumuşak bir şekilde kaplayarak cildin lipid yapısını güçlendiriyormuş. 

24 saate kadar nemli tutma vaadi sunan krem, yıkama jelinin aksine gayet belirgin ve doğal bir kokuya sahip, ilk başta biraz rahatsız olsam da sonrasında alıştım diyebilirim. Kullanmaya başladığım dönemlerde her sabah yıkama jeliyle cildimi temizledikten sonra uyguladım ancak zaten yağlı olan cildime biraz yoğun geldi ve daha da yağlandırdı. Zaten yıkama jelinin nemli tutma özelliği var, bir de üzerine yağ bazlı bu kremi uygulayınca biraz fazla oldu açıkçası. Onun dışında cildimde herhangi bir sivilce, oluşum, iritasyona sebep olmayışı ve fazlaca nemlendirmesiyle kuru cilde sahip olanların çok seveceği bir ürün olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kremin ambalajının üzerinde 30+ yaş grubu için olduğu ibaresi var, bunu da belirteyim çünkü ben oldukça geç gördüm :) Zaten kullanmam doğru olmazmış, ben de bıraktım. 

Ürünler hakkındaki gözlemlerim bu şekilde, ayrıca tahmin edeceğiniz gibi ürünlerin organik tarım sertifikalı ve vegan ürünler olduğunu söylememe gerek bile yok sanırım. Saf ve doğal hammaddeler, değerli yağlar ve yüksek kaliteli bileşenlerden üretilen ürünlerde koruyucu olarak benzilalkol, potasyum sorbat ve sodyum benzoat kullanılıyor; silikon, mineral yağlar, sentetik renklendiriciler ve paraben türevleriyse %100 yer almıyor. 

Dr. Scheller ürünlerini detaylı olarak BURADAN inceleyebilirsiniz. Beni Dr. Scheller ürünleriyle tanıştırdığı ve deneme fırsatı sunduğu için Watsons Türkiye'ye teşekkürler!

Hoşçakalın!



16 Şubat 2015 Pazartesi

Sevgililer Günü İndirimi | Watsons Alışverişi

Herkese merhaba!

Artık ihtiyaç dışında pek birşey almamaya, alacaklarımı da sadece indirim dönemlerinde almaya dikkat ediyorum. İlk blog açmanın ve yepyeni ürünlerle tanışmanın verdiği heyecanla son yıllarda biraz har vurup harman savurdum diyebilirim, ancak artık tutumlu olmaya, kullandığım ürünüm bitmeden yenisi almamaya, stok yapmamaya, sadece ihtiyaçlar dahilinde alışverişimi yapmaya karar verdim. Yılbaşı indiriminde de ihtiyaçlarımın çoğunu yüklü bir faturayla gidermiştim, ee Neşeli Buluşma'da da bir sürü hediye geldi, bana da bu indirimde sadece biten ürünlerimi almak düştü :)


İşte benim indirim alışverişim. Evet, sadece bu kadar! Rimelim kurumaya yüz tuttu ve elimde başka rimel olmadığından tercihimi yine favorim olan One by One'dan yana kullandım. Deodorantım az kalmıştı, yine en sevdiğimi aldım. Ve son olarak yılbaşı indiriminde aldığım Loreal çift fazlı göz makyajı temizleyicimin iğrenç kapak tasarımı dolayısıyla (TIK TIK) her kullanışımda yarısının yere dökülmesi sebebiyle erkenden bitmesi yüzünden yeni bir göz makyajı temizleyicisine ihtiyacım vardı, ben de bu kez tercihimi Maybelline'den yana kullandım. Yaptığım araştırmalar sonucu çift fazlı temizleyiciler arasında en güzel yorumları bu ürün hakkında okudum. Umarım memnun kalırım, yoksa yeni markalar denemeye devam edeceğim. 

Ben 3 parçadan oluşan minik alışverişimin tamamını Watsons'tan yaptım, açıkçası indirim oranları beni hiç memnun etmedi. Özellikle Gratis'te indirim filan resmen yalandı, The Balm yine %40 oranındaydı ve ben aklımda olan iki parça ürünü Kadınlar Günü indirimine erteledim. Neye elimi attıysam hepsi Watsons'takinden daha pahalıydı, ben de hiç bir şey almadan çıktım. Watsons'ta da çok harika değildi indirimler, makyaj temizleyiciyi %30 indirimle 12 küsur liraya aldım mesela, en azından %40 olabilirdi diye düşünüyorum. Rimeli de 15 küsur liraya aldım. 

Deodorantların uçuk fiyatlarınaysa şoktayım! Normal zamanda resmen 10 tl olmuş bir deodorant! Ayda iki kutu bitirdiğim düşünülürse her ay taksit öder gibi 20 tl sadece deodorantlara gidiyor, nerede benim diğer ihtiyaçlarım! İndirim zamanlarında 7.99 liraya aldığıma şükreder oldum resmen! 

Üç parça şeye toplamda 36 küsur tl ödeyip çıktım. Kadınlar Günü indirimine dek bir daha uğramayı düşünmüyorum.

Hoşçakalın!



11 Şubat 2015 Çarşamba

Nivea Duşta Vücut Kremi | Kakao Keyfi

Herkese merhaba!

Yılbaşında Nivea'dan harika bir paket aldım. Severek kullandığım ve merak ettiğim bakım ürünlerinden oluşan pakedin içinden, uzun zamandır denemek istediğim meşhur Duşta Vücut Kremi de çıkınca oldukça sevindim.


Duşta Vücut Kremi yeni çıktığında çok dikkatimi çekmişti, hakkında o kadar güzel yorumlar okudum ki mutlaka almam gereken bir parça haline dönüştü benim için. Fakat ne zaman almaya niyetlensem o an yanımda olan arkadaşım ne kadar gereksiz olduğundan, boş yere masraf olduğundan bahsederek beni vazgeçirdi. Ben de hep almayı erteledim, ama içten içe hala aklım kalmıştı. Derken bu harika yılbaşı pakedinin içinden çıktı ve hemen kullanmaya başladım.


Aslında kakaoluymuş, vanilyalıymış, çilekliymiş, bu tarz aromalı banyo ürünlerini, kremleri vs hiç sevmem, bu sebeple ürünü ilk gördüğümde kokusundan hoşlanmayacağımı düşündüm. Kapağını açıp kokladığımdaysa o kadar da yoğun ve bayıcı bir kakao kokusuyla karşılaşmadığım için sevindim. Normal/kuru ciltler için olması da benim için uygun oldu, çünkü kışın bile fazla kuruluk problemi yaşamadığım bir cildim var, hatta çoğu zaman nemlendirici krem kullanmıyorum bile. 


Yapısı normal bir nemlendirici krem ve balsam arası bir yoğunlukta. Kullanımı inanılmaz pratik. Reklamlarından da bildiğimiz gibi normal bir şekilde yıkanıp durulandıktan sonra kremi ıslak vücudumuza uygulayıp, tekrar durulanıyoruz, bu kadar! Duştan sonra kremlenip vücudunu nemlendirmeye üşenen kişiler için biçilmiş kaftan. İlk kullandığımda ayarlayamayıp biraz bol kepçe kullandım, ancak az bir miktarı bile vücudunuzun büyük bir bölümüne yetiyor, siz benim gibi israf yapmayın :) Ayrıca görseldeki banyo lifi tamamen dekor amaçlıdır, onunla değil ellerimle uyguluyorum, nihayetinde bu köpüren bir duş jeli değil, bir krem :) Ve asıl değinmek istediğim konu; kokusu! Beğenmeyeceğimi düşünen ben, kapağını açıp kokladığımda kokusunu tam olarak alamamışım, Allah'ım o nasıl mükemmel bir koku! Bayıldımm, bütün duyularımı açtı, banyodan çıkmak istemedim :) Yazın güneşlendikten sonra vücudumu serinletip yatıştırmak amacıyla kullandığım after sun sütler gibi kokuyor, mis mis! 

Ve tabii ki nemlendirmesi... Ürün, özel formülü ile nemi ıslak cilde hapsedeceğini  ve 24 saat etkili nemlendirme sağlayacağını vaad ediyor. Yorumları okuduğumda abartıldığını düşünmüştüm ama gerçekten çok çok iyi. Daha bornozumu çıkarır çıkarmaz farkettim cildimdeki kadifemsi yumuşaklığı. Kollarıma bakmaya, dokunmaya doyamadım resmen, tüm vücudum pürüzsüz ve yumuşacık oldu! En güzeli de kokusunun uzun süre kalıcı olması ve vaad ettiği gibi sağladığı nemin 24 saat sonrasında bile hissedilmesi. Ertesi sabah dokunduğumda bacaklarımda hala ipeksi bir yumuşaklık vardı, bayıldım! 

*Küçük bir not; etkisini bu kadar uzun ve yoğun hissetmemin sebebi cildimin zaten pek fazla kurumaması da olabilir, eğer cildiniz çok kuruyorsa sizde bu kadar uzun süre etkili olmayabilir :)


İçeriği bu şekilde. Parfüm var, alkol var, ancak ben şahsen çok zararlılar olmadığı sürece içeriğe pek takılan biri değilim, açıkçası çoğunun ne olduğunu da bilmiyorum. Ama yine de duyarlı olanlar olabilir diye bunu da eklemiş olalım. Ayrıca ufak bir not; durulanırken sanki arındıramıyormuş gibi kaygan bir hisse kapılabilirsiniz, hiç dert etmeyin, bornoz ve kıyafetlerinizde hiçbir kalıntı, iz bırakmıyor ve zaten bornozunuzu çıkarıp giyinene kadar çoktan emilerek yerini kadife yumuşaklığına bırakmış oluyor.

Çok çok memnun kaldığım ve bittikçe tekrar tekrar alacağım bir ürün oldu kendisi. Nivea'ya bu tatlı hediyesi için tekrar teşekkür ederim. Duşta Vücut Kremi'ne Watsons, Gratis ve büyük marketlerde 13-15 tl arası bir fiyata sahip, indirimlerde daha uygun fiyatlara sahip olabilirsiniz. Öneririm!

Bol bakımlı günler dilerim, hoşçakalın :)