4 Temmuz 2015 Cumartesi

Essence Dudak Kalemleri

Herkese merhaba!

Çok uzun zamandır yazmayı planladığım yazılarımdan birini daha nihayet yazabiliyorum; Essence Lipliner'lar! Bilmeyen, almayan, sevmeyen var mı?


Hayatım boyunca dudak kalemiyle dudaklarını çerçevelemiş insan değilim, koyu renkli rujlar da kullanmadığımdan hiç gerek duymadım. Fakat zamanında yumuşak yapılı birkaç dudak kalemi almıştım ruj olarak kullanmak niyetiyle, kullanmıştım da... Sonra şehrimize Gratis geldi, o çok övülen Essence Lipliner'ları da bi deneyeyim dedim. Ve resmen "Bunlar dudak kalemiyse ötekiler ne?" diye sordum kendi kendime! Böyle yumuşak bir yapı yok! Resmen dudakta kayıyorlar!


Bendeki renkler görselde de gördüğünüz gibi 15 Honey Berry, 12 Wish Me A Rose, 11 In The Nude, 06 Satin Mauve, 05 Soft Berry ve 04 Honey Bun. Şimdiye dek hiçbirisi çürük çıkmadı, yumuşacık yapılarına rağmen kalemtraşla sorunsuzca açılmaları benim için en önemli şeylerden biri. Ayrıca yine aşırı yumuşak yapılarına rağmen dudağıma uygularken kırılmaları gibi bir sorunla da karşılaşmadım. Uygularken altına lip balm sürmeme bile gerek kalmadan (tabii ki dudaklarınız kuru ve sorunlu değilse), gerçek anlamda ruj gibi dudakta kolayca kayıyorlar. Örtücülükleri harika. Hele kalıcılıkları! Balo gecemde elbisemle birebir uyumlu olan 15 Honey Berry dudağımda tek başına gecenin sonuna kadar kaldı, üstelik onlarca şey yiyip içmeme rağmen! Sadece dudağımın orta kısımları belli belirsiz silindiği için bir kez tazeledim. 


Dudaktaki duruşları ise bu şekilde. Favorilerim; Honey Berry başta olmak üzere Satin Mauve ve Wish Me A Rose. Honey Bun da sıklıkla kullandığım bir renk fakat diğer ikisi beni oldukça ölü gösteriyor, bu yüzden tek başlarına değil de başka rujların altına uyguluyorum. Essence dudak kalemlerin 3,75 liralık uygun fiyatlarına rağmen bu kadar başarılı olmalarını ve dudağı kurutmamalarını çok seviyorum ve geri kalan renklerini de en kısa zamanda almayı planlıyorum. 

Peki sizin favori Essence Lipliner'ınız hangisi :)

Sevgiler!





30 Haziran 2015 Salı

Physicians Formula Happy Booster Allık / Rose

Herkese merhaba!

Blogumun bugünkü konuğu; ilk gördüğüm andan beri bayıldığım şirin mi şirin, aynı zamanda temiz içerikli harika bir allık, Physicians Formula Happy Booster allıklardan Rose rengi :)


Öncelikle markanın romantik hikayesinden bahsetmek istiyorum. Physicians Formula; bir alerji uzmanı olan Dr. Frank Crandall'in eşi için yarattığı eşsiz bir kozmetik markasıdır. Dr. Crandall cildi fazlasıyla hassas olan karısının kozmetik ürün seçiminde zorlanması ve ürün açısından sıkıntılar yaşaması sonucunda kendi markasını yaratmaya karar vermiş ve bunun sonucunda dünyaca ünlü dev marka Physicians Formula doğmuş. Mineral makyajda öncü haline gelen markanın ürünleri; kozmetikte en çok bilinen 132 zararlı kimyasalın hiçbirini içermiyor, ayrıca parfüm, paraben, PABA gibi zararlılar ihtiva etmiyor.


Ürün; göz alıcı pembiş ambalajı ve kabartılmış kalpleriyle görür görmez insanda alma isteği uyandırmıyor mu sizce de? İtiraf ediyorum ki ilk başta sadece görüntüsüne vuruldum! Fakat biraz araştırdığımda, gerek kuruluş hikayesi, gerek kalitesi, gerekse tertemiz içeriği beni daha da etkiledi. Ve o an her makyajseverin çekmecesinde bulunması gereken bir ürün olduğunu düşündüm. Ancak satın almanın tek sebebi bu değil tabii ki, çekmecemde hiç pembe tonlarda bir allık olmadığını farketmem de bir etken. Allıklarım hep şeftali, bronz, mürdüm tonlarda olunca, bir de pembe olsun, olmuşken de Happy Booster olsun dedim :)


Şunun güzelliğine bakar mısınız? Sadece bakmak bile insana mutluluk vermeye yetiyor, ki zaten mutluluk hissi yaratması için kokusunda menekşe özleri kullanılmış. Ama ne yalan söyleyeyim, ben hiç bir koku alamadım, yani bendeki ürün tamamen kokusuz ve bence bu iyi birşey. Birkaç değişik renk tonundaki kalpçikler; ultra yumuşak yapısı ve aydınlık görünümü ile yanaklara canlı ve sağlıklı bir görünüm kazandırmayı amaçlıyor, nitekim de aynen öyle oluyor; sanki utanmışsınız da yanaklarınız pembeleşmiş gibi doğal mı doğal bir görünüm yaratıyor. 

Ayrıca yapısındaki simden ziyade multi yansıtıcı inciler kullandıkça silinmiyor, yani ürünün sadece üst tabakasında değil tamamında bulunuyor ve yumuşak bir yanardönerlikle birlikte hafif glowy bir bitiş sağlıyor. 


Şirin kalpçiklerin altından bir de aynayla fırça çıkıyor, yani yanınızda taşımak için ideal. Fırçayı ilk başta pek te işlevsel bulmamıştım ancak yanımda allık fırçam olmadığı zamanlarda gayet te iyi iş çıkardığını farkettim. Bu arada allığın tozutma problemi yok denecek kadar az ve pigmentasyonu tam ayarında, yoğunluğunu istediğiniz kadar ayarlayabilirsiniz, öyle fırçayı değdirdiğiniz anda sizi tüp patlamışçasına bir görüntüye ulaştıran allıklardan değil.


Kalıcılığı da benden geçer not aldı. İlk sürdüğüm andaki gibi olmasa da, akşam eve gelip makyajımı silerken pamukta fazlaca pembelik görmek beni mutlu ediyor, başka allıklar gibi tamamen uçup gitmediğini söyleyebilirim.


Bu da yanağımdaki duruşu, sizce de çok doğal, çok tatlı değil mi? Demem odur ki ben bu allığa bayıldım! İyi ki almışım dediğim, 7 gram olduğu da düşünülürse verilen parayı hakkettiğini düşündüğüm ender ürünlerden biri oldu benim için. Ürünü eczanelerden veya online olarak satın alabilirsiniz, ben civardaki eczanelere sorduğumda 70 liranın altında fiyat alamadım, ancak birçok sitede indirim zamanlarında 35 liraya kadar indiğini biliyorum. Ve ben dogalecza.com sitesinden 42 tl gibi bir fiyata aldım, o an en uygun fiyat bu sitedeydi, fakat kargosu biraz sorunluydu, bir haftada elime ulaştı, bilginize. 

Bu arada Happy Booster allıkların Natural ve Warm olmak üzere iki çeşidi daha var, bu bilgiyi de ekledikten sonra yazıma son vereyim.

Hoşçakalın!




29 Haziran 2015 Pazartesi

Bulgaria Alışverişlerim

Herkese merhaba!

Tüm yıl beklediğim Bulgaristan tatilimden henüz döndüm. 10 gün nasıl göz açıp kapayana dek geçti anlamadım :( Hiçbir şeye yettiremedim ki ben bu 10 günü; ne kuzenlerimle gezmeye, ne alışverişler yapmaya, ne anneannemle hasret gidermeye...

Neyse efendim, yine de ufak tefek bir şeyler almadım değil. Yalnız bu yıl Türk lirasının değeri çok azalmış, 1 Bulgar levası 0,62 Türk lirası, yani siz 100 lira verdiğinizde size geri 62 leva çeviriyorlar. Bu da size hiç kar sağlamıyor. Bu sebeple ucuz diye aldığımız şeyler bile Türk lirasına çevirince neredeyse buradakiyle aynı fiyata denk geliyor. Dolayısıyla bu yıl ailece alışverişi abartmamaya karar verdik ve sadece çok merak ettiğim, zarara girmeden alabileceğim şeyleri almaya çalıştım.

Öncelikle bulunduğumuz şehre bir Alman marketi olan Kaufland'ın açıldığını duyunca ailece ilk durağımız orası oldu. 


Girer girmez yöneldiğim ilk yer kozmetik standları oldu elbette. Meşhur Bulgar gülü özlü bu cilt bakım ürünleri hem uygun fiyatlarıyla, hem de pembe ambalajlarıyla oldukça dikkatimi çekti, ama niçin almadığımı hala ve hala anlamıyorum! Peeling özellikli yüz yıkama jeli, tonik ve nemlendiricilerden oluşan seriyi almadığıma çok ama çok pişmanım, bir dahaki sefere mutlaka deneyeceğim!


Arkamı döndüğümde ise bayılarak kullandığımız Lip Butter'ların ülkemizde olmayan çeşitleriyle karşılaştım. Coconut ve Cocoa, arkadan da yaban mersinli olan size göz kırpıyor ancak o geçtiğimiz günlerde ülkemize giriş yaptığı için fotoğraflama gereği duymadım. Fiyatları ise 4.99 leva, yani yaklaşık 8 lira. Eğer birini alacak olsaydım bu yaban mersinli olurdu, o da ülkemizde aynı fiyata satıldığı için almaya gerek duymadım, çünkü evde çok fazla lip balmım var ve ben biraz azaltmak istiyorum :) 

Bunların dışında Kaufland'da ülkemizde olan olmayan onlarca markanın onlarca ürününü sizlere göstermek üzere fotoğraflarken güvenlik tarafından uyarıldığım için malesef daha fazla resim çekemedim. Ancak Eveline markasının sadece 7 leva olan yağ yakıcı, selülit giderici, inceltici ve sıkılaştırıcı kremlerinin çok ilgimi çektiğini söyleyeyim, ancak o kadar çok çeşit vardı ki karar veremediğim için almadan çıktım! Şimdi ona da pişmanım evet :(


Fotoğraflarını çekemedim bari netten bulduğum görselini buraya koyayım :) Biraz da araştırayım ki bir dahaki gidişimde hangisini alacağımı bileyim :)

Kaufland'dan sonraki durağım ise Instagram'daki blogger arkadaşlarım sayesinde haberdar olduğum "dm" mağazası oldu. Almanya'nın en büyük kozmetik mağazalarından olan bu mağaza, yıllardır oturduğum kafelerin, girdiğim diğer mağazaların, gezdiğim parkların hemen dibindeymiş te haberim yokmuş! Benim kuzenlere de aşk olsun yani, kozmetiğe düşkünlüğüm herkesçe biliniyor, insan götürmez mi :/


Uzun zamandır John Frieda'nın Go Blonder serisini denemek isteyen biri olarak; hem boyalı saçlara önerilmeyişi hem de indirim zamanlarında bile bütçemi aşan fiyatları sebebiyle denemeye yanaşmamıştım. dm'de Balea markasının aynı işlevi gören More Blond serisini çok komik fiyatlara görünce, bu sefer kaçmaz dedim ve aldım. Üstelik boyalı saça da uygulanabiliyormuş. Şampuanı ve saç kremi 2,99 leva, spreyi ise 7,99 levaya aldım, yani tüm seriye toplamda 22,5 tl ödemiş oldum. Bu fiyata John Frieda'nın sadece şampuanını indirimli olarak bile alamıyoruz. Üstelik te güzel yorumlar okudum hakkında, umarım memnun kalırım. 

Garnier Mineral 5 Protection ise; oradaki hemen hemen her markette bulunan ancak en uygun fiyata dm'de bulabileceğiniz, harika bir deodorant serisi. Ben mor olanını 3.99 levaya aldım, kokusu müthişşş! Tek bir tane aldığıma deli gibi pişmanım, kendisi birden bire hayatımın deodorantı oldu, mükemmel koruma artı mükemmel koku! Ayrıca sarı leke ve beyaz iz karşıtı! Niçin ülkemizde yok niçin niçin :(

Shelley Bliss parfümlü vücut spreyleri ise kendi kasabamda bulunan bir toptancıdan. Sadece 1,25 leva ama kokusu harika! Daha önce kullandığım çok kaliteli bir parfümü anımsattı bana (ismini hatırlayamıyorum) o sebeple 2 tane aldım. Pek kalıcı değiller ama olsun, bu fiyata bol bol al bol bol sık mantığı benimkisi :)


Beni en çok heyecanlandıranlarsa tabi ki Bourjois ve Maybelline Age Rewind alışverişlerim oldu! Ülkemizden çekilen, benimse çikolata kokulu bu krem bronzer'ında deli gibi gözüm olan Bourjois ürünlerini, dm mağazasının yan sokağında, küçük bir parfümeride buldum. İçeride neler yoktu ki; Revlon, Yves Rocher, Loreal, Maybelline, ve daha fazlası... Bronzing Primer bir tane kalmıştı, ne şanslıyım ki ben kaptım :) Eee Bourjois bulmuşken yeni çıkan Rouge Edition Velvet rujlarından almamak olmazdı tabii ki, onlarda renk seçeneği gayet fazlaydı ve ben 07 Nude ist. rengini seçtim. Her biri 18,99 levaydı, yani 30'ar liraya tekabül ediyorlar. Ve yine ikisinin de ülkemizde yurtdışından getirenler tarafından en az 50-60 liraya satıldığı düşünülürse, karlı bir alışveriş oldu diyebilirim. 

Bourjois'in Poudre Bronzante isimli çikolata pudrasından da istiyordum ancak malesef yoktu :(  Ayrıca krem farlarını da aradım ancak onlar da yoktu. Umarım bir dahaki sefere bulabilirim. Fondötenleri de ilgimi çekti ancak annem o an ters ters bakmakta olduğu için bu seferlik es geçtim.

Maybelline Age Rewind kapatıcıyı ise dm'den aldım. Rafta sadece tester'ı kalmıştı ve ben ürün yok diye hayal kırıklığına uğradım. Görevliye sorduğumda içeri bakmaya gitti ve tek bir tane kaldığını söyledi, ne şanslıyım ki o da en açık rengiydi. Hemen kaptım tabii, yalnız bir sorun vardı; ürün üzerinde 19,99 leva, rafta ise 9.99 leva yazıyordu. Kasaya gidip sorduğumda ise sadece 5 leva, yani yaklaşık 7 lira olduğunu öğrenmemle havalara uçmam bir oldu :D Ülkemizde en ucuzuna 35 liradan rastladığım düşünülürse, resmen beşte biri fiyatına almış oldum! İnanılmaz karlı oldu benim için, Fit Me serisini de çok merak ediyordum ancak ne kapatıcısı ne de fondöteni kalmıştı, sadece kırık dökük tester'lar vardı. Bir dahaki sefere diye kendimi avuturken, Beauty Blender'a dupe gösterilen Ebelin makyaj süngerini 6,99 levaya görünce onu da kaptım. Deneyimlediğimde her biri blogtaki yerini alacak.


Son kozmetik alışverişim ise Classics'in 3D Lash Defined maskarası oldu. 4 küsur levaydı, teyzemin yıllardır kullandığı tek maskara olur kendisi. Ben de neredeyse kaşlarını aşan kirpiklerini görünce dayanamadım ve deneyeyim dedim. Kendisi 3 tane birden aldı, Gebze'de bulamıyormuş, Bursa'da var mıdır bilmiyorum ama o alırken ben de aldım ve şimdilik gayet memnunum, yazısı gelecek. Yanındaki incecik nail art fırçasını da 1 buçuk levaya aldım, bakalım becerebilecek miyim?

Tüm bunlar dışında dm'de Maybelline Color Tattoo'larının ülkemizde bulunmayan renkleri, Essence kaş jeli, Manhattan markasının tüm ürünleri, Balea'nın binlerce ürünü, Eveline ürünleri, Alverde ürünleri, Rimmel Scandal Eyes göz kalemlerinin ülkemizde olmayan renkleri ve daha onlarca marka binlerce üründen gözüme çarpan çooook şeyler oldu ancak fiyat olarak karşılaştırdığımda bizim ülkemizdekinden çok daha pahalı olduklarını görünce almadan çıktım. Aralarında deli gibi istediğim ürünler olsaydı yine alırdım ancak pek o kadar bayıldığım şeyler olmadı.

Tüm bunlar dışında iki de çanta aldım yaz için..


Bu yaz bebek mavisine takmış durumdayım. Bu renkte küçük bir çanta arıyordum, 20 levaya bulunca alayım dedim. Tam kasaya giderken bu çiçekli, floral desenli bohça çantayı görünce resmen aşık oldum! O ise 25 leva ve üç ayrı şekilde kullanılabiliyor. Çift taraflı, içini tersine çevirip düz bej renkli bir çanta olarak kullanılabiliyor. Ayrıca içinden çıkan başka bir minik fiyonklu çantaya da askıları takarak üçüncü bir çanta elde edilebiliyor.

İşte hepsi bu kadar! 10 günlük Bulgaristan tatilimden dönerken benimle eve gelenler bunlardı. Bir dahaki sefere daha bilinçli ve güzel alışverişler yapmak dileğiyle, hoşçakalın!





28 Haziran 2015 Pazar

Son Alışverişler | Nike/Colin's/Gratis/Addax/Waikiki/Koton

Herkese merhaba!

Çoook yoğun bir okul döneminden, uzun bir kıştan, bolca stresten sonra çıktığım 10 günlük tatilimden dün akşam döndüm. Instagram hesabımı takip edenler bilir, yurtdışı alışverişlerimle ilgili bir yazı da gelecek, ama önce son zamanlarda yapmış olup ta bir türlü yayınlamaya fırsat bulamadığım son alışverişler yazım gelsin :)



Öncelikle bu yıla dair wishlist'imdeki parçalardan biri olan Nike Airmax alışverişimle başlayayım. Annemle babamın bana doğum günü hediyesi olarak almak üzere niyetlendikleri bu cicilerin numarasını haftalar boyu aradım! Rengi önemli değildi çünkü genel olarak kaba ve aşırı spor modelini çok beğeniyordum. Ve özellikle ilk okuldan beri her türlü spor ayakkabı alışverişimi yaptığım Koray Spor'dan almak istiyordum, çünkü hem çok güzel indirimler yapıyorlar, hem taksit yapıyorlar, hem de internetten almak yerine ayağımda deneyerek içime sinerek almış oluyorum. Ben de yine öyle yaptım, defalarca gittim, ya numaram yoktu, ya koyu renklerde vardı... En sonunda birkaç modelde numaramı yakaladım! Ve arkadaşlarla oy birliği sonucu hem yaz hem kış kullanabileceğim bu klasik renkte karar kıldık! 270 liradan 240 liraya indirdiler, 8 de taksit yaptılar :D Çok severek giyiyorum, inanılmaz rahat!


Bir diğer alışverişim ise balom içindi; elbisem, ayakkabılarım ve çantam hakkındaki ayrıntıları bir önceki "Mezuniyet Balosu" isimli postta yayınlamıştım, hatırlamak için TIK TIK :)


Bunlar da son zamanlarda yapmış olduğum takı alışverişlerim. Sol üstteki altın renkli tasma kolyeyi Koton'dan aldım, 26 tl, mezuniyet balom için straplez elbisemin üzerine büyük, taşlı ve gösterişli bir kolye düşünüyordum ama aklımdakine benzer birşey bulamayınca bunda karar kıldım, sonradan çok sevdim, bence daha ağır durdu kıyafetimin üstünde :) Hemen yanındaki etnik tarzdaki kolyeyi ise beyaz ve açık yakalı tişörtlerimle kombinlemek üzere çok severek aldım, Addax'tan, 20 tl.

Bileklikler ise sosyete pazarından, Roma rakamlı olan 20, diğerleri 10'ar tl. Bu yaz böyle taşlı, ışıl ışıl ve büyük bileklikler çok dikkatimi çekiyor :) Ve son olarak küpelerim yine sosyete pazarından, 3 çifti 5 lira ama inanılmaz güzel parlıyor, uzun süredir de kullanıyorum henüz kararmadı, hatta anneannem altın sandı :D 


Bu da minik bir Gratis-Kağan çıkartması. Şampuanım ve kampanyalı deodorantım Kağan'dan, deo ve duş jeli birlikte 9 liraydı, tek başına deodorant almaktansa kampanyadan yararlandım. Essence french manikür bantları ve takma kirpik ise Gratis'ten balo içindi, kirpikler Andrea 21 numara ve 7,5 tl idi, ilk defa takma kirpik kullanacağım için ucuz birşey olsun istedim, sonra beceremezsem atarsam filan diye. Biraz yapay gibi geldi gözüme ama inanılmaz güzel durdu, arkadaşlarım takma olduğunu anlayamadılar, kirpiklerin ne kdr güzel olmuş diye bayıldılar :D


Bu da birkaç gün arayla yaptığım bir diğer Gratis alışverişim. Le Petit Marseiliais ürünleri birden piyasaya bomba gibi düştü, ben de bu miss kokulu duş jelini kampanyalı yakalamışken denemek istedim. İkili şekilde 8 liraydı. Brulee'ye de daha fazla dayanamadım, bulmuşken onu da sepete attım, aynı renkten far paletlerimde var olsa da makyaj çantamda bulunması gerektiğini düşündüm. Kirpikler ise çok beğenilince arkadaşım da sipariş etti, ona da aldım aynısından :)


Yine uzun süre önce yapmış olduğum bir minik alışveriş daha. Morfose Shake It! köpüğü çok sevince, biten saç serumum yerine işte bu kremsi süt bakımı aldım. Ben Morfose ürünlerini Fomara'daki Alpeda kuaför toptancısından alıyorum ve gerçekten fiyatı çok uygun, internet sitelerinde 60 liraya kadar görmüştüm ama Alpeda'dan köpüğü 17, bu bakım kremini ise 12 tl civarı bir fiyata aldım. Uzun  zamandır kullanıyorum, yazısını bugün yarın yazarım. Baby Lips'lerin ülkemize yeni gelen Electro serisinden ise her zamanki gibi en koyu tonu olan Berry Bomb rengini aldım ama pişman oldum, güzelliğine güzel ama bu tonda çok lip balmım vardı, keşke Oh Orange isimli turuncuyu alsaydım :) 


Ve yine sezon sonu indirimlerinden yararlanarak çok uyguna aldığım bir parça daha! Colins'te beğendiğim bu pudra rengi deri ceket 130 liradan 39 liraya inmişti, benim de serin yaz akşamlarında giymek için bu tarz pastel tonlu bir cekette gözüm vardı, çok iyi denk geldi :) 


Yine Gratis'ten değişik zamanlarda ara ara almış olduğum Essence kalemler. Gerek göz, gerekse dudak kalemlerine bayılıyorum, bu fiyata bu performans gerçekten çok iyi. Detaylı yazıları için swatch'lar hazır, en kısa sürede her biri blogta yerini alacak.


Bunlar da son zamanlarda yapmış olduğum ufak tefek kıyafet alışverişlerim. Sol üstteki Waikiki'den, yanındaki beyaz v yakalı basic tişört ve onun altındaki beyaz delikli hırka Addax'tan, diğerleri ise sosyete pazarından :)


Son olarak yine sosyete pazarından gayet uygun fiyata aldığım halde orjinalini aratmayan spor taytımla yazıma son veriyorum. Uzun zamandır kendimi motive etmek amacıyla birkaç spor tayt almak istiyor, fakat 90-100 liradan aşağı olmayan fiyatlar nedeniyle pek te yanaşmıyordum. Düzenli spor yapan biri olsam yine alırdım, ama kendimi biliyorum, gerek yoktu o kadar para vermeye. Pazardan 20 liraya aldığım bu tayt ise her detayı ile orjinalinin birebir aynısı, gayet memnunum. Birkaç rengini daha almayı planlıyorum :)

Yine birikmiş bir alışveriş yazısının sonuna geldik, artık tatile girdiğime göre biriktirmeden, arayı açmadan sırada bekleyen yazılarım birbiri ardına gelecek, görüşmek üzere :)




12 Haziran 2015 Cuma

Mezuniyet Balosu

Herkese merhaba!

Sınavları, düğünleri, baloları atlatıp geldim! Şimdi sıra bol bol blog yazmakta!
Instagram'dan takip edenler bilir, 3 gün önce mezuniyet balom gerçekleşti.
Her ne kadar daha önümde almam gereken dersler olsa da, kendi dönem arkadaşlarımla gitmek istediğim için, özellikle de erkek arkadaşım mezun olacağı için hep birlikte bu yıl gidelim dedik.
Çok iyi oldu, çok ta güzel oldu :)

Balomuz Bursa Mudanya'daki denize sıfır Hotel Montania'da gerçekleşti. Ortam tek kelimeyle enfesssti!


Balo için seçtiğim elbise oldukça sade, taşsız pulsuz, dümdüz olsun istiyordum. Aynı zamanda eskiden beri hevesim olan straplez balık bir model olsun istiyordum. Son olarak bir de pembe olsun istiyordum. Sanki tüm bunların resmini kafamın içinde görüp benim için bu elbiseyi hazırlamışlar, ilk girdiğim mağazalardan birine de koymuşlar! Elimle koymuş gibi 1-2 saat içinde bulup aldım, oysa günlerce mağaza mağaza dolaşırım, karar veremem onlarca elbise giyip çıkarırım diye düşünüp sıkılıyordum!

En güzel yanıysa sadece tek bir tane kaldığı için indirimde olmasıydı... Ne şans ki o da benim bedenimdi ve başka mağazalarda sonradan 600-700 liraya aynısı gördüğüm elbisemi sadece 150 liraya aldım! Bu işten çok karlı çıktım :)

Ayakkabı ve çantamı almak içinse sınavlarımdan dolayı birkaç gün sonra çıktım. Elbise işini hallettiğim kadar kolay halledebileceğimi hiç düşünmüyordum.


 Aklımda metalik dore tonlarda, bu yılın modası olan tek bantlı, bilekten bağlı, platformsuz incecik sandalet ve ona uygun çanta fikri vardı. Yine girdiğim ikinci veya üçüncü mağazada tam olarak istediğim renkte, tonda, modelde sandaleti de çantayı da buldum! Fakat ayaklarım taraklı ve geniş olduğu için tek bantlı model pek yakışmadı, ki zaten bu modeli görünce onu kafamdan sildim :) Hem ayağıma çok daha güzel oturdu, hem de kafes gibi modeliyle oldukça sade olan elbisemin altında çok daha şık durdu. Yine ne şans ki sadece benim numaram olan 38 kaldığı için pazarlık yapa yapa 120 liradan 90 liraya indirdik, yanında birebir takımı olan çantasında da az biraz indirim yaptırdık ve ikisini toplamda 150 liraya halletmiş olduk! Sadece ayakkabı için ayırdığım parayla çantayı da aradan çıkardığım için oldukça karlı ayrıldım yine mağazadan :)


Takılarımda da tercihim oldukça sade oldu. Aksesuarlarım dore tonlarda olduğu için takılarım da uyumlu olsun istedim. Önceleri straplez elbisemde boynumu açık bırakarak, çok büyük pembe taşlı küpelerle kombinlerim diye düşünüyordum. Ancak aklımdaki küpeleri bir türlü bulamayınca ilk fotoğrafta boynumda gördüğünüz sade, düz tasma kolye ile kombinledim elbisemi. Küpe olaraksa sadece tektaş küpeler kullandım, bence bu kolye kombinime ağır ve hoş bir hava kattı :) Bileklik ise sevgili babaannem ve büyükbabamdan mezuniyet hediyesi :) Her zaman, her şeyle kullanabileyim, aynı zamanda baloda da uyumlu olsun diye en incesini, en sadesini seçtim. Çok ama çok beğenerek aldım, benim için manevi değeri çok büyük :)


 Bu arada makyajımı da fotoğraflamayı ihmal etmedim. Evde kendi yaptığım makyajım işte bu şekildeydi. Göz pınarlarından itibaren dore, pembe ve kahve-siyah renkleri kullanarak herşeyimle oldukça uyumlu olduğunu düşündüğüm makyajımı takma kirpiklerle tamamladım. Ruj olaraksa elbisemle birebir aynı renkte olan Essence dudak kalemlerinden 15 Honey Berry rengini kullandım. O kadar yumuşak yapılı ve en önemlisi o kadar kalıcı ki! Essence Lipliner'lar ile ilgili bir yazı en ısa zamanda gelecek.


Ensemdeki minik topuzum ise o geceye dair tek moral bozukluğum oldu. Sadece 10 dakikada özensizce yapıldı, yapım aşamasında hiç sprey sıkmadığı için en sonunda tüm kutuyu kafama boşaltan kuaför, saçımı yapış yapış pamuk şekeri kıvamına getirdi. Yandan güzel gözükmesine rağmen arkadan yolunmuş, keçeleşmiş, kuş yuvası gibi bir görüntüsü vardı. Ayrıca krepe yapmadan kafama yapıştırdı. Tüm bunlara rağmen çevremdekiler tarafından beğenilince az da olsa moralim düzeldi :)

İşte bu şekilde üniversite hayatımın en özel gecesi geçti gitti... Geriye bir sürü güzel anı ve yüzlerce mükemmel fotoğraf kaldı :) Balo yemeğinden sonra gece kulübüne geçerken elbise ve ayakkabılarımı değiştirdim, siyah mini bir elbise ve rahatça dans edebileceğim düz taban taşlı sandaletler giydim. Fakat o halimle doğru dürüst bir fotoğraf olmadığı için buraya koyma gereksinimi duymadım :) Bu gecede benimle birlikte olan dostlarım ve son 4 yılımı mükemmel kılan biricik aşkıma buradan öpücüklerimi de ileteyim :)

Umarım beğenmişsinizdir, hoşçakalın!