24 Ekim 2014 Cuma

Otacı Argan El ve Tırnak Bakım Kremi

Günaydınn!

Malum, havalar birden bire buz kesti. Ben şimdiden ev botu, kazak, battaniye moduna geçtim hatta utanmasam eldiven sezonunu bile açacağım, akşamları eve gelirken ellerim donuyor! Şimdiden böyleysem karda kışta ne yaparım bilmiyorum :)

Evet eldiven dedim, çünkü ellerim şimdiden aşırı kuruyup çatlamaya başladı. Daha yaşım 23 ama ellerim yaşımdan oldukça fazla gösteriyor ve ben bu durumdan hiç hoşlanmıyorum :( Yazın sıcaklarda el kremi filan hiç çekemiyorum, zaten gerek de duymuyorum çünkü ellerim terliyor, sürekli bi nemlilik durumu söz konusu. Bazen ellerim uzun süre suda kaldıysa veya duştan çıktıktan sonra hafif nemlendiriciler kullanıyorum tabi ki, ama soğuk havalar gelip çattıysa işte o zaman el kremi vazgeçilmezlerim arasına giriyor. 

Şu yaşıma kadar kullandığım envai çeşit el kremi arasından benim favorim işte bu ;


Otacı Argan. Bu ürün ilk olarak geçen yıl blogger buluşmamızda hediye gelmişti, daha sonra yine geldi ve pazar günkü Balköpüğü Bursa'da etkinliğimizle birlikte üçüncüsü gelmiş oldu. Tabi çok sevdiğim bir ürün olduğu için oldukça sevindim haliyle :) Kullanıp bitirmiştim diğerlerini, sonuncuyu da açtım hemen. 


Otacı'yı zaten biliyoruz, doğal-organik-bitkisel. En katkısız, en doğal markalardan biri. Ürünlerini gönül rahatlığıyla kullanıyorum. Bu el kremi de içeriğindeki başta sertifikalı organik argan, shea yağları ve esansiyel yağ asitleri olmak üzere çeşitli vitaminler, mineraller, organik skualen, omega-9 ve antioksidanlar sayesinde cildi derinlemesine besliyor. Sadece cildi değil, tırnakların da bakımını sağlıyor ve güçlendirip, kırılmaları en aza indiriyor. Ayrıca Hyalüronik asit içeriyor ki bunun anlamı elastikiyet. Yani ellerinize yoğun ve kalıcı nemlilik sağlarken esnekliğini ve pürüzsüzlüğünü geri kazandırıyor. Paraben, formaldehit ve silikon başta olmak üzere zararlı kimyasallar olarak bilinen PEG türevleri, mineral yağlar, boyarmaddeler, vazelin ve koruyucular da elbette yok içeriğinde. Ayrıca hayvansal ürünler de içermiyor ve hayvanlar üzerinde deneyler yapılmıyor. Dermatolojik olarak test edilmiş ve esansiyel alerjenler içermiyor.


İşi abarttım sizler için kremlediğim elimin resmini de çekip koydum :D Şaka bir yana yaşımdan büyük gösteren ellerimdeki kırışıklıklardan ziyade nemlı ve sağlıklı görüntüyü fark edebiliyor musunuz? Ben ediyorum çünkü bu ürün benim kuru ve çatlak ellerimde gerçekten büyük fark yaratıyor. Öncelikle kokusu biraz değişik, ilk baş rahatsız bile olmuştum ama o kadar alıştım ki şimdi güzel bile geliyor, buram buram doğallık kokusu. Yağlı hissin zerresi yok bu kremde, sürer sürmez emilip bir saniyeliğine de olsa yağlı bir his vermeden kadifemsi bir cilt yaratıyor, işte en çok bunu seviyorum! Nasıl desem, ellerinizin korunduğunu hissedebiliyorsunuz, uzun süre kadife gibi yumuşacık ellerle dolaşıyorsunuz, sürekli kendi ellerime dokunup duruyorum :) Çantamdan asla çıkmayacak olan yegane üründür bu benim için bu kış, zira gün içinde defalarca her ellerimi yıkadıktan sonra sürüyorum.

Eksi yanı demeyeceğim ama benim için kullanışsız olan kısmı ambalajının tenekemsi olması, çantamın içinde hemen ezilip büzülüyor ve ürün azaldıkça boş ambalajda kırılmalar olabiliyor ki krem dışarı sızıyor. Aslında plastik değil de ilaç gibi bir ambalaja sahip olması çok güzel bir şey.

Yanlış hatırlamıyorsam Watsons'ta 13-15 tl arası bir şeydi, şiddetle tavsiye ederim :)

Hoşçakalın!










23 Ekim 2014 Perşembe

Balköpüğü Bursa'da

Herkese merhaba!

Haftalar öncesinden haber salınan, planı yapılan, hazırlıklarına başlanan dev organizasyon "Balköpüğü Bursa'da" pazar günü Bursa'nın en lüks otellerinden biri olan Almira Otel'de gerçekleşti!
Tatlı mı tatlı Balköpüğü Gizem, günler öncesinden hepimize tek tek davetiyelerimizi gönderdi, bize de günler boyu "ne giysem, ne taksam, nasıl makyaj yapsam..." gibi tatlı telaşlara kapılmak düştü :) Yaklaşık 55 Bursalı blogger'ı bir araya getiren bu müthiş organizasyonun her saniyesini sizlerle paylaşmak istiyorum elimden geldiğince!

Öncelikle etkinliğimizin şirin mi şirin davetiyesiyle başlamak istiyorum;


Açıkçası davetiye bana ulaşmazsa diye endişelenmedim değil, çünkü hayranlıkla takip ettiğim birbirinden başarılı blogger'larla tanışmak, sosyal medyada tanıyıp sevdiğim anca yüz yüze görüşmediğim Bursalı blogger'larla tanışıp kaynaşmak, o ortamda bulunup kendime bir şeyler katmak benim için çok önemliydi. Neyse ki davetiyem ulaştı ve 19 Ekim Pazar günü geldi çattı. Süslenip püslenip Almira Otel'in yolunu tuttuk sıkça görüştüğüm blogger kankilerimle :)

En ince ayrıntının bile ince elenip sık dokunduğu organizasyonda içeri girer girmez bizi kapıda işte bu şirin masa karşıladı;


Öncelikle masa dizaynı ve şirin ayrıntıları My Wish Event organizasyona ait. Görür görmez bayıldığımız masa harika ayrıntılarla donatılmıştı. Şık şamdanlarda yüzen mumlar, pembe balonlar, aşırı şık limonata sürahisi ve kadehleri... Özel günleriniz için harika bir seçim olabilir!


 Harika değil mi? İnsan gözlerini alamıyor, her ayrıntıyı kurcalayası geliyor! Tabii ki masamızı güzelleştiren başka unsurlar da vardı; mesela bu cici mavi çerçeve Butikdidomela tasarımı!


İçleri pembe-beyaz badem drajelerle dolu olan minik pembe fırfırlı kavanozlarımız Sevimli Tatlar'ın emeği. Kalp şeklindeki mis gibi tereyağlı kurabiyelerimizde Kalbe Takılanlar'ın etkinlik için hediyesi.

 

Bu masallardan fırlamış gibi görünen cupcake standının en tepesindeki dev cupcake varya, o gerçek! Evet, maket filan değil :) Zaten Balköpüğü Gizem de organizasyonda emeği geçen arkadaşlarıyla birlikte o dev pastayı keserek yaptı açılışı :) Bu mükemmel lezzetlerin mimarı da Cansu Çakar Party Organizasyon idi :)


Her birimizin önündeki şirin servisler ve fotoğraf çerçevelerinden biri Modasin'e ait, birbirinden renkli yazılarla fotoğraflarımızı süsleyen kartlarımız ve diğer fotoğraf çerçevemizse Parti Saati'nin ellerinden...


 Etkinliğimizdeki tek masa girişeki değildi, diğer köşeye de bu küçük, sevimli masa yerleştirilmişti. Bu güzel köşe de Pöti KR Organizasyon'a ait.

Bu kadar cicili bicili ortamda kendimizi kaybettik tabii, Balköpüğü Gizem'le tanışma, fotoğraf çekinme, etrafı fotoğraflama, uzun süredir görüşmediğim arkadaşlarımla görüşme, yeni blogger'larla tanışma derken sonrasında adeta açık büfeyi andıran lezzetlerden kendimize birer tabak ve çay/kahve alıp yerlerimize yerleştik :)


Sonrasında sevgili Gizem "Daha Çok Okunan Bloglar" konulu workshop'ını sundu bizlere. Kendisi gerçekten çok tatlı ve bir o kadar da sempatikti, zaten bu işlerin okulunu okuduğu için oldukça bilgili ve haliyle blogu da çok başarılı. Gülüp eğlenmeler eşliğinde sunumu izledik ve yeni bir kaç şey öğrendim ben kendi adıma. 


Gayet renkli geçen sunumun ardından bol bol sohbetler, muhabbetler edildi, yenildi içildi, fotoğraflar çekinildi. Bir yandan da sponsorlarımızdan biri olan Dermokil, bir cilt bakım standı kurdu ve isteyen herkese cilt bakımı yapıldı.


Ardından çekiliş ve hediye faslına geçildi. Çeşitli firmaların sponsorluğunda herkese bir hediye düştü, hiç kimse boş geçilmedi yani :) Zaten girişte hepimize numaralar verilmişti ve benimki 20'ydi. Benim şansıma ne mi düştü? O bir sonraki sponsorlarımız yazısında yer alacak :)


 Şu hediyelere bakın! Yerdeki kırmızılı poşetler etkinliğe katılan herkes içindi, yani herkese bu hediyelerle dolu kocaman poşetlerden vardı. Masanın üzerindekilerse çekilişle sahiplerini bulacak olan hediyelerdi. Bu arada sevgili Gizem'in sunum sonrası değiştirdiği kostümü sizce de çok şirin değil mi :)

Gizem'in tek tek çektiği numaralar ve dağıtılan hediyelerle birlikte bu muazzam etkinliğin de sonuna gelinmiş oldu. Etkinlik boyunca Gizem'i eşi ve ailesi yalnız bırakmadı, o kadar tatlıydılar ki! Nazar değmesin darısı başımıza diyelim :) 

Son olarak teşekkürlerimizi sunmak istediğim o kadar çok kişi/kurum/kuruluş var ki! Öncelikle Balköpüğü Gizem'e bütün Bursalı blogger'ları bir araya getiren bu harika organizasyon için teşekkürler! Ayrıca yukarıda isimlerini saydığım, etkinliğe can veren organizatörler ve kişilere de emekleri için, Almira Otel'e bize ev sahipliği yaptığı için sonsuz teşekkürler! Bizlere sponsor olup birbirinden güzel hediyeler gönderen firma ve kişilere teşekkürüm yazının ikinci bölümünde hediyelerle birlikte yer alacak.

Bu arada fotoğrafların büyük çoğunluğu, etkinlik için özel olarak aramızda bulunan Mutlu Bir Kare adı altında sevgili Meltem Say'a ait. Bu harika organizasyonda rengarenk kareleriyle anımızı ölümsüzleştirdiği ve fotoğraflarını bizlerle paylaştığı için kendisine çok çok teşekkürler!

Yazımı bitirmeden önce çok sevgili blogger arkadaşlarımla birkaç kare eklemeyi de ihmal etmeyelim :)


 Hoşçakalın!











22 Ekim 2014 Çarşamba

Davines Hair Refresher Dry Cleansing Mist / Kuru Şampuan

Herkese merhaba!

Geçmiş hayatımda çekilişlere zerre inanmayan, "Amaaan tanıdıklarına veriyorlar" diyen ben, blog dünyasına adım attıktan sonra arka arkaya defalarca çekiliş kazanınca anladım ki öyle değilmiş :D Ve yine anladım ki ben bayağı bi şanslıymışım! Bu girişten de anlayacağınız gibi, bugünün konusu olan Davines Hair Refresher Kuru Şampuan'ı, Davines Türkiye'nin Instagram üzerinden gerçekleştirdiği çekilişten kazandım :) 


İnce telli ve seyrek saçlarım yıkadığım günün akşamına dayanmıyor, bir kaç saat içinde ağırlaşıyor malesef, bu sebeple her sabah duş almak istemediğim soğuk kış günlerinde kuru şampuanlar imdadıma yetişiyor. Çekiliş te aslında kuru şampuan çekilişiydi ama yanında sürpriziyle geldi :) Bu mis kokulu sea salt sprey (deniz tuzu spreyi-saçlarda denizden yeni çıkmışcasına doğal ve salaş dalgalar yaratıyor.) başka bir yazımızın konusu olacak. Bu cici sürpriz için de Davines Türkiye'ye bir kez daha teşekkür ederim..


Öncelikle Davines markası hakkında kısaca bilgi vermem gerekirse; 1983 yılında, sadece ünlü firmalara yüksek kalitede saç ve cilt bakımı ürünleri üretmek için kurulmuş. Çok gelişmiş bir AR-GE'ye sahip olan bu marka, kendisini sadece profesyonel pazara adamış ve dünyanın en iyi kuafölerinin uzmanlığıyla birlikte yüksek kalitede ürünler ortaya çıkarmayı amaç edinmiş. Nitekim başarılı da olmuş ki şu anda dünya çapında 64 ülkede ve son 4 yıldır da ülkemizde faaliyet göstermekte. 

Ürünün özelliklerine gelirsek; sprey formdaki bu kuru şampuan tüm saç dipleri için uygun ve saç diplerindeki yağlı görünümü, sebum fazlalığını gizleyerek saçlarınızı anında daha temiz bir görüntüye ulaştırıp canlandırmak. Altını çiziyorum; saçı temizlemiyor, yağı ve kiri gizleyerek saçlarınızda fresh bir görüntü yaratıp günü kurtarıyor. Ve bunu yaparken de çok başarılı, şimdiye kadar kullandığım kuru şampuanların açık ara en iyisi diyebilirim. Tutucu özelliği olmadığı için kesinlikle saçı sertleştirmiyor. Ve de ürünün diğer kuru şampuanlardan farklı olarak pudra içermemesi saçınızda beyaz-gri toz şeklinde kalıntı bırakmamasını sağlıyor. Üstelik kokusu da çok hoş!


İşte etkisi. Benim saçlarım genelde tepesinden değil de yanlardan yağlanır, bu sebeple eğer saçım kirliyse saçımı toplayamam, öremem, kulak arkası yapamam. Bu da beni çok rahatsız eder. İşte; sol tarafta bir günün sonunda ağırlaşmış, tel tel ayrılmış saçlarım ve sağda Davines Hair Refresher Kuru Şampuan uygulanmış, tazelenmiş saçlarım. Fark çok net ortada değil mi sizce de?

Uygulanma şekliyse çok basit; tutamlara ayırdığınız saçlarınıza 15-20 cm uzaktan püskürtüp bir dakika kadar bekliyor ve ardından tarayıp dilediğiniz gibi şekil veriyorsunuz, işte bu kadar! Üstelik gün içinde sürekli tazelemenize de gere yok çünkü sizi oldukça uzun süre idare ediyor. Ancak uyarayım; çok yakından püskürtürseniz veya çok fazla miktarda hep aynı yere püskürtürseniz çok hafif te olsa beyaz kalıntı yapabiliyor, eşit ve homojen uygulanırsa en mükemmel sonucu alırsınız.

Tahmin edebileceğiniz gibi içeriğinde zararlı kimyasallar tabi ki yok. Gayet temiz içeriğe sahip. Ancak tek eksisi fiyatı. Seçkin kuaförler ve bir kaç internet sitesinde ortalama 70 tl gibi bir fiyata satılıyor. Kuru şampuanlarla ilgili en büyük sıkıntım çok çabuk bitmesi, örneğin bu ürünü de henüz 4-5 kez kullandım ve çok az kaldı. Açıkçası sadece bir kaç hafta kullanabileceğim bir ürün için bu kadar fiyat bana göre biraz fazla ama kalitesine diyecek yok elbette. Özellikle saç bakım ürünleri fiyatlarını hak ediyor kanımca.

Daha fazlası için Davines Türkiye Facebook sayfası; facebook.com/DavinesTurkiye

Hoşçakalın!








20 Ekim 2014 Pazartesi

Golden Rose Velvet Matte Ruj 02

Herkese merhaba!

Çıkar çıkmaz bir çok blogger'a gönderilen Golden Rose'un Velvet Matte isimli ruj koleksiyonu büyük yankı uyandırdı, çok beğenildi. Benim de ilgimi çekti tabii ki, ama hiç denk gelip te alamadım, iyi ki de almamışım çünkü bu yaz sonundaki Bulgaristan tatilimde sadece 3 Bulgar lefine (yaklaşık 5 lira) buldum! 



Benim 20 farklı renk arasından seçtiğim renk 02 numaralı güzel bi gül kurusu tonu, koleksiyonda canlı pembeler, kırmızılar, bordolar, nude renkler de yer alıyor. 4,2 gramlık, standart bir ruj. Ancak bir çok rujdan farklı olarak, dudak şekline uygun olması açısından dümdüz değil de oyuntulu bir şekilde kesilmiş. Yani ruj, dudağa tam olarak oturuyor ve daha güzel bir sürüş sağlıyor.




Rujun daha kullanmadan önceki görüntüsü de, aynen kullandıktan sonraki görüntüsü gibi kadifemsi. Elimde hem rengini, hem de yapısını görebilirsiniz. Pigmentasyonu harika, bu yoğun ve örtücü rengi tek sürüşte veriyor diyebilirim. Köpük yapılı krem allıklar gibi, yumuşacık yapıya, kadifemsi görüntüye sahip, mat diye öyle kupkuru değil, aksine dudağa uygulanırken kremsi bir his veriyor. Kokusu şekerli vanilini andırıyor, çok tatlı. Yoğun ve mat yapısı sebebiyle adeta dudakla bütünleşiyor, sürdükten sonra dudağa yapışıyor desem yeri, bu sebeple kalıcılığı oldukça iyi. Kaç saat durdu bilmiyorum ama uzun bir süre dudağımda bozulmadan kaldı. Mat yapısı dudak kusurlarını ortaya çıkarmaya müsait, bu sebeple kullanmadan önce dudaklar kuru ve çatlak olmazsa daha güzel sonuçlar alabilirsiniz. 


İşte dudaktaki duruşu. Ben çok sevdim! Zaten son zamanlarda saçlarım her uçuştuğunda dudağıma yapışmasına sebep olan yapış yapış gloss'lar veya ıslak yapılı rujlar yerine, kadife gibi yapışmadan bulaşmadan sabit duran mat ruj ve lip cream'lere sardım. Mat ve yoğun yapısı itibariyle sürekli kullanımlarda dudakları nemlendirmekten ziyade kurutabilir, ancak ben o şekilde rahatsız edici bir durumla karşılaşmadım. Ayrıca içeriğinde paraben bulunmadığını belirtmek isterim.



Peki ya siz ne düşünüyorsunuz, beğendiniz mi :)
Hoşçakalın!






19 Ekim 2014 Pazar

Garnier Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu

Tam bir aylık bi aradan sonra herkese merhaba!

Malesef bilgisayarımın bozulması sebebiyle uzun süredir buralarda yoktum. Instagram ve Twitter hesaplarımdan sık sık paylaşımlar yapsam da blog yazmayınca kendimi hiç iyi hissetmiyorum, yazacak ta o kadar çok ürün birikti ki... Bir de okul için bi sunum hazırlamam gerek, neyse ki bu vesileyle erkek arkadaşımın bilgisayarına el koydum da bari bir kaç blog yazısını da aradan çıkarıp kendime geleyim! :)

İlk olarak yazmaya, çoktandır sırasını bekleyen bir ürünle başlayacağım; Garnier Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu.


Biliyorsunuz ki Bioderma'dan sonra misel solüsyonlar çok moda oldu, hemen hemen her marka misel solüsyon üretip piyasaya sürdü. Bense misel solüsyon kavramını blog açtıktan sonra öğrendim ve herkesin Bioderma Sensibio H2O ile yatıp kalktığı günlerde merakımdan aldım. Açıkçası herkeslerin ölüp bittiği, bayıldığı, yere göğe sığdıramadığı kadar olamadı benim gözümde, öncelikle gözlerimi fazlasıyla yaktı ve kirpik diplerimdeki makyajı temizlemede öyle aman aman bi performans sergilemedi. O kadar paraya hiç değmez yani benim için. Yazısı da şurada, ayrıntılı okumak isterseniz.

Sonrasında Cyrene kullandım. İşte o gerçekten başarılıydı. Bir blogger etkinliğinde hediye gelmişti ve çok çok beğendim, uzun uzadıya anlatmayacağım ama şuraya tıklayıp ayrıntılı okumanızı isterim. Ancak onun da fiyatı hemen hemen Bioderma'nın indirimli haliyle eşdeğer ve ben bu kadar sık kullandığım bir ürünü ikide bir internetten online olarak satın alıp, üzerine ekstra kargo parası ödeyip, kargo beklemeyi pek te pratik bulmuyorum. Bu yüzden Nivea-Loreal-Garnier arasında seçim yapmak istedim ve son zamanlarda en çok beğenilenin Garnier olduğunu görüp kararımı verdim, Watsons indiriminden 8 küsur liraya aldım.


İşte burada ürün hakkında açıklamalar ve içeriğini görüyorsunuz. Kısaca benim yorumlarıma gelirsek; göz yakmadı, cildimde herhangi bir iritasyon, tahrişe sebep olmadı, ancak göz makyajını temizlemede aynı Bioderma H2O gibi, yani bir Cyrene kadar iyi değil. Bu sebeple göz makyajım için çift fazlı temizleyiciler kullanıyorum. Bunun dışında boya mı desem ne desem, hafif bir kokusu var ama şuan neye benzediğini tam çıkaramadım, ama benzetmemden de anlayacağınız üzere hoş bir koku değil, ara sıra rahatsız olabiliyorum. Ambalajını, pembe dizaynını beğendim ve şık buldum ama kapak yapısı itibariyle ürünü pamuğa dökmeyi bir türlü beceremedim, her defasında yarısı yere dökülüyor, bu konuda eksi puan. Ayrıca ne kadar çok cildimi temizlersem temizleyeyim, hafifçe bir yapış yapış his hep kalıyor, yani her ne kadar durulamaya gerek yoktur dese de o yapış yapış his yüzünden durulamadan geçemiyorum. Yağlı his bırakmamasıysa bir artı puan. Ayrıca içerik bakımından da fena sayılmaz.

Tüm bunlar dışında makyajı ve kiri temizlemedeki başarısınıysa sevdim, maksimum iki kare pamukla tüm cilt makyajınızı silebiliyorsunuz. 

Kaç aydır her gece kullanmama rağmen daha yarısına yeni geldim, 400 mL'lik ambalajıyla gayet bereketli. Hele ki indirimde denk gelmişseniz tadından yenmez. Yine de ben Loreal ve Nivea'yı da denemek istiyorum, zira Cyrene'den memnun kaldığım kadar Garnier'den memnun kalmadım. Ama etkileri açısından Bioderma Sensibio H2O mu yoksa Garnier mi derseniz tabii ki Garnier; çünkü BANA GÖRE fiyatlarından başka hiç bir farkları yok.

Benim bu ürün hakkında diyeceklerim bu kadar, yorumlarınız için burada olacağım, sevgiler :)